Cuma namazı bitti, cemaat dağıldı
Sazın sesi Köşektaş'ın bağrına vurdu
Al bayrak çatıya dikildi, düğün kuruldu
Düğüne beklenir şimdi köy sakinleri
Çullar kuşanmış, merdiven çatılmış
Köyün çevresine direkler dikildi
Eski muhabbetlerin kökü söküldü
Ekrana kilitlenip boyunlar büküldü
Göz göze bakışmak yalan oldu
Maziyle gelecek kavgaya girdi
Sözler boğazımda düğümlendi bak
Söylemek istedik diller utandı
Yalandan yüzlere gülücükler tak
Söylemek istedik diller utandı
Sevdaya düştü de gençlerin başı
Diplomam elimde, duvarda süstür
Umutlar kırıldı, hayata küstür
Bize reva olan, işte bu histir
Kaderim yüzüme, bir gün gülmedi
Ömür bitti hayat, hiç başlamadı.
Etrafımız mahşer, iğne atsan çok
Gönül hanesinde, kimsecikler yok
Yüreğe saplanır, zehirli bir ok
Yığınlar içinde, tenha kaldık biz.
Adım atsan hemen, kayda giriyor
Kaz Dağları bitti, siyanür geldi
Altın hırsı paragöz akılları çeldi
Sarıp sarmalayan o kara yeldi
Dereler kurudu, su bir az oldu.
İliç’in dağları kaydı aşağı
Şehre göçüp gittin, yıllar boyunca,
Asfalt yollar seni, sardı doyunca,
Unuttun güzel köyünü, zengin olunca,
Beton sokakların, harcıyla doldun,
Doğduğun toprağa, misafir oldun.
Direkler dikildi, sokak parladı
Gecenin sırrını, ışık harladı
Yıldızlar küsüp de, bizi zorladı
Elektrik var ama, ay bir başkadır.
Tepeden doğunca, gümüşten sini
Ağzınla kuş tutsan, göğe uçsan da
Bereket olup yere yağsan da
Güneş olup her gün doğsan da
Doymaz insanı memnun edemezsin.
Bal döküp yollara, güller sersen de
İnce bir kâğıda ömrünü sardın
Dumanın içinde hayale vardın
Kendi sıhhatini ucuza kırdın
O sinsi dumanlar ciğeri yakar.
Paranla aldığın zehir bak biter




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!