Sofra kurulurken, gözüm dalıyor
Hüzünlü bakışlar, canı deliyor
Hasretin acısı, bizle kalıyor
Kimse bu yaraya, merhem olmadı
Giden gitti ama, yeri dolmadı.
Kıvrılıp gider yollar, bozkırın sinesinde
Bir huzur saklıdır bak, kuşların namesinde
Sular şırıl şırıl akar, orta çeşmesinde
Gönül gözüyle bakınca, tadı başkadır köyün.
Arışlar boy vermiş bak, salkım üzüm yüküdür
Zalimler köşeyi, çoktan dönüyor
Mazlumun ocağı, yanıp sönüyor
Gücü yeten burda, atın biniyor
Haklının sesini, kimse duymadı
Terazi kırıldı, tartı kalmadı
Sabahın köründe marşa basıldı,
Tarlanın başında saban asıldı,
Bir garip ses geldi, motor kasıldı,
Koca demir durdu, canımı sıkıyor,
Çaresiz beklemek, canı yakıyor.
Beyler sarayı kurmuş yüksek tepeye
Bizi muhtaç etti tozlu kepeye
Darıyı doldurduk delik küpeye
Soruyorum size, hasat kimindir?
Tarlada çalışan biziz yorulan
Sabahın köründe düştük yollara
Dosyalar yığıldı, sonuç çıkmadı
Selam bile vermez biz kullara
Dosyalar yığıldı, sonuç çıkmadı.
Biri şuraya git der, biri dur der
Sabahın hayrında, yola düşülür,
Dere kenarına, kazanlar taşınır
Ateşler yakılır, duman üşüşür
Gelinler kızlarla, çamaşır günü.
Tokaçlar iniyor, taşın bağrına
Herkesin elinde parlak bir ekran
Gözlerden silindi o eski devran
Koptu birbirinden akraba yaran
Camın arkasında hapisiz şimdi.
Beğeni uğruna satıldı değer
Masada bardağım, dumanı tüter
Dertlerim boyumdan, inan ki beter
Bu kadar düşünce, adama yeter
Elimi bardağa, hiç süremedim
Çay buz gibi oldu, ben içemedim.
Selanik bağrında, bir ışık yandı
Vatanın aşkına, orada kandı
Hürriyet fikrini, ruhuna bandı
Gençliğe erdi bak, Mustafa Kemal.
Trablusgarp çölü, toz ile duman




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!