Giderken
Hicranımla elemler neye yarar diye
Demledim sineyi hazanımı ölüm vaktine
Açtım işte
Gönlümden süzülen hicranı nefese
Sessizliğimde seyrediyorum
Zihnimin sokaklarında ilerleyerek ibretle bakıyorum
Bazen hayıflanıyorum, bazen çok şaşırıyorum ve nedense utanıyorum
Vekil olduğu için milleti düşünüyorum, hekimliğini ekliyorum lakin içinden çıkamıyorum
Nihayetinde bir gensoruydu
Ne vakit
nazarını fark etsem
Yalnızlığın
ucsuz bucahsız
Ben hazanı yaşarken, sen olsun üzülme
Dertlerin nevinde hicrana hiç bürünme
Şevkinden asla taviz verme, yeisleşme
Açan çiçeklerin renklerinde ve şefkatle
Bak günler gelip geçiyor kim kimi biliyor
Anlamadın, sanki bir yargıçtın o an yargıladın
Ne müşkil bir iş olduğunu değil mi umursamadın
Ne hali bizarlığımı, ne ruhumun hicranını sormadın
Kırdın,hiç aldırmadın,bilemedim hala niye yaptın
Hangi gecenin sabahından söz edeyim
Sürurun firkatiyle umut besleyeyim, şevke ibretle nazar edeyim ve serinleyeyim
Kimseye söz etmeden, derdi gamımla bütünleşeyim, hiçbir nefese acı vermeyeyim
Mütemadiyen düşüneyim, ilmi talim edeyim, nefsin badiresini kalbimde hissedeyim
Hani bir çaresizliğin içinde nefeslenirken
Acizliğin hükmettiği kan, seyri haldeyken
Düşüne bilmek, nihayete o anda girerken
Hazanın kuşatan esintisinde halden yazdırır
Sevdalanmak karşılığı olmazsa ne hazindir
Sen gidince!
Arzı mekân öksüz kaldı!
Sen gidince!
Kalpler, ritmini yavaşlattı!
Sen gidince!
En yakın, ashabın şaşırdı!
Açılan ellerimle yine hüzün içindeyim
Boynu bükülmüş bir seyyah misali nefesin ülfetiyle gezinirim
Halin efkârını, derdin ummana akan hicranını nasıl söylerim, hakkı bilirim
Sabrın rahlesinde, hasretin terennüm ettirdiği çillerle içime çekilir aşkınla irkilirim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!