Artık zamanı geldi son o demlerin
Dalları terk eden yaprakla bilirim
Mahzun sinede, sessizdir nefesim
Halin ikliminde kudretle ürperirim
Neyleyim geldim, o gün gideceğim
Çaresizdim elbet seni hissedince
Duygularım şiddetle sürüklenmişti
Tefekkür etsem de bile sendelenip
Melal söz dinler mi seni görmeyince
Yani belki görseydim şaşar kalırım
Dokunamasam,
Bakamasam da,
Sen de
Yalnızlığı,
Öyle çok,
Yaşasam da,
Sen
Öyle bir düş ki
Kelebeklerden çok farksız
Seni
Sonsuzluğa ötelerken
Çok
Sıkıldım yine
Dolaşmak istiyorum
Kendi derlerimin serinliğinde
Yutkunmalarımın
Biliyorum ki çok anlaşılmıyor
Eskimiş kelimeler izanınızı zorluyor, bazende of dedirtiyor
Lakin şehretmeye müdrik haliniz dikkatimi çekiyor, bu bakımdan zikrediliyor
Meftun olan bir kalbin, mecnunun haline müdrik bir ruhun işaretleri kal ettiriyor
Düşlüyorum
Hasretin bendinde yanmayı
Sana ram olmadan ummanda kaybolmayı
Yaşamak
İçin değildir aşkı sevdam
Ruhumun lisanından
Kalbimin hicranından, mihnet ettiğim firkatin ahından
Sürç-i lisan ettiren gamından, içimi titreten efkarımdan ve ah u zarından
Azat olmayı başarsam, gönlümün şehrettiği kadar sinede hasretini hiç yaşamasam
Artık çok geç, sancılar şafakların esaretinde muştu bekliyor
Ne kadar meylettim ve gönlümün sesiyle vefaya yol verdim de üzülen ben oldum
Kime nasıl ve hangi hakla sormalıydım
Akıl onun, irade onun, gönül onun ve lakin kul olmak takvanın aşk çilesindedir
Sevda onun imbiğinden nefeslenilir, fakru zarurete lafazanlık denir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!