Ne söylesen bir kar etmeyecek sana
Sen uzaklardan uzattığın o umutlarla
Gönlümde yaşattığın hasret hicranıyla
Ben nasıl kızarım sana sen anmasan da
Duyduğum ezanlar yüreğimi ürpertiyor
Sen bilir misin hissizliğin yorgunluğunu,
Kalb ikliminde solgunun umutsuzluğunu,
Çaresiz sukutun sineme hicran akıttığını,
Halimin kuraklığında şevkim kalmadığını.
Düşlerimde, ne kadarda umuda uzansam,
Yar…
Ne kadar suçlarsan
Bir o kadar haklı çıkarsın
An içinde neler saklıdır umursamazsın
Beni benden alan sırrı nedense hiçe sayarsın
Nefsin kabardıkça hınç ve hırsla saldıran cansın
Nağmeler sevdaları haykırırlar,
Keman genelde tizi yansıtır,
Ud, gamın yüzünü yelpazeler,
Tabur ve ney, dâhilde gezerler.
Bestekâr, güfteyi an be an yaşar,
İster kına, istersen ayıpla,
İster sukut et, ister kelam,
Her ne dilersen, serbestsin,
Yalnızca büyük kelam etme,
Gün olur harman savrulur,
Asla bilemezdim, sessizliğin bir ölüm kadar
Mecalsiz bırakacağını, umudu karartacağını
Kuraklığın en hazin kıvamını yaşatacağını
Ölümü yavaş ve sakinlik içinde anlayacağımı
Uzaklarda kalan köyler hiç benim olmasa da
Her geçen günlerin
Avazı çıktığı kadar
Bir nida ettiğini duyar gibiyim
Tekniğin teknolojinin
Bu kadar hesapsız çığır açtığı
Dilersen ne sen sor nede ben söyleyeyim
Bırakın şimdi, kendi halimle yüzleşeyim
Düşüneyim zamanı kaybolan her bir anı
Ruhuma olan bu yabancılığımı unutayım
Hastayım yasların karasınadır tüm ahım
Hicran mı olacak bu aşkın sonucu söyle
Öyle dalgın ki bu gözler hep seni söyler
Hayaller refakat eder ne umutlar besler
Yalnızlığımda senin hazzın kifayeti yeter
Tutmamış olsam da ne çıkar o ellerinden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!