Nağmeler sevdaları haykırırlar,
Keman genelde tizi yansıtır,
Ud, gamın yüzünü yelpazeler,
Tabur ve ney, dâhilde gezerler.
Bestekâr, güfteyi an be an yaşar,
İster kına, istersen ayıpla,
İster sukut et, ister kelam,
Her ne dilersen, serbestsin,
Yalnızca büyük kelam etme,
Gün olur harman savrulur,
Asla bilemezdim, sessizliğin bir ölüm kadar
Mecalsiz bırakacağını, umudu karartacağını
Kuraklığın en hazin kıvamını yaşatacağını
Ölümü yavaş ve sakinlik içinde anlayacağımı
Uzaklarda kalan köyler hiç benim olmasa da
Her geçen günlerin
Avazı çıktığı kadar
Bir nida ettiğini duyar gibiyim
Tekniğin teknolojinin
Bu kadar hesapsız çığır açtığı
Nedense
Bazı yaşlara hasredilir aşklar
Zevki kuşanan bakışlar merak için yakarışlar
Sevmek
Bahşedileni idrak etmek
Gül hazin sümbül perişan ki ey can
Maruzatın ne hikmettir ki hali hazan
Canan için soluyan Hak için konuşan
Meramı halinden bizarı mahkûm olan
Aşkın için ilk haleyi tedrisatın kıymeti
Bir kasvet var
Derinliğimin sessizliğinde
Şevki baharımın umutsuzluğunun hazanında
Yüreğim daralıyor
Gözlerim mecalsiz bakıyor
Hazin
Bir aşkın hikâyesi gibi
Dertlerin hışmında kalmış can misali
Hayatın
Getirdikleri nasipti
İşte insan böyle bir şey,
Kimliğinde çok dirayetli,
Kişiliğinde, pek azametli,
Aşkın karşısında, hizmetli.
Nice canlar, hatta yiğitler,
Hayat
Her nedense
Anlaşılır olmak
Dileğince iyice
Kendini koy verdi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!