Günün son demlerinde yorgunluk çayını bekliyorum,
Kelamın devranında sukutun tefekkürüne dalıyorum,
Gelen geçende telaşa içinde nefesleneni görüyorum,
Halin fakirliğinde muhabbetin banisini sorguluyorum.
Ezelden ebede dek dirliğin adresi mücerret nefesti,
Ne kadar mahzundu
Ne vakit sessizce temaşa etsem içime dokunurdu
Yılların yorgunluğu vardı, sabrettiği cefalar artıksıradandı, niye ağlıyordu
Gönlü yıllarca hasret kaldığı şefkat ve muhabbete açtı,çaresizlik içinde nefeslenen bir hicrandı, fakat yılmıyordu
Bir akşamın puslu sokaklarında
Düşünceler alabildiğince cömert
Bildiğim harfler heceler kelimeler
Kendi dillerince bir şeyler anlatıyor
Kendini alamıyor hal içinde eliyor
Susmuştur
vaktini bekleyen
melal her ne hikmese o an
Saklanan
Bilsen ki yüreğimi
Sana açmayı
Ne kadar çok isterdim
Kirliliğinden dem vurduğum
Nedamet ışıklarıyla
Artık...
Sana bir şey demem
Ümitlerini viran etmek için heveslenmem
Nefsim adına bir söz veremem, yürek sesini hissedemem
Gözlerinden akan yaşı, ruhunu bizar bırakan nazarı silip yok edemem
Ben kendiyle barışık olmayan bir nefesim, heva ve hevesim için ümitlenirim
Söyleyemem hicranımı
Beni benden geçiren firkatin sevdasını
Ten fani iken, kalp inşiraha talipken, nefs nasıl hükmeder
Niye iradem zafiyete girer, heves ve his bu kadar mı şedit bir keder
Bir sis perdesi çöküyor sinemin alyanaklarına
Ne kadar suskunluğum varsa çıkıyor nefesimden umut haykırırcasına
Silinmeyen izlerim bir bir günyüne çıkıyor, nöbet-i müddet diyor o ulvi manasında
Sabır diyordum, kanaat ederek öyle yutkunuyordum, aşkı ne kadar biliyor ve anlıyordum
Ki mısralar yazmak illaki
Zatıma şair kimliğine haizliği gerektirmiyor
Ne derler kaygısıyla yazmakta doğrusu içimden hiç gelmiyor
Şiir yazmak sanat adına
Sanatçılık ise bahtın ahında duruyor yamaçta
Söyler misin ben nasıl sitem etmeyeyim
Kime ne diyeyim ki, kimlerle dertleşeyim
Bir divaneyim, şevksizim, sensiz eksiyim
Sanki bir kederim, kimliğimde derbederim
Bilmiyor musun ki soruyorsun nedametimi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!