Kayıp hafızalardan canlanırken yıldızı
Sancılanır boşluğu düşüncelerde derin
Güneşli gülümsüyor beneğinde ak izi
Rüzgârların hoşluğu vadilerinde serin.
Yazılır tellerine kirpiğinden süzülür
Bu dünyanın suyun içtik
Davamızı sarhoş biçtik
Kanmayınca zulüm eştik
Kanlı toprak yası bizim
Kurulmuş dünya düzeni
Eski bir şarkısın nakaratından
Ruhuma gamından dermem mi gerek
Mahşeri sıratın düldül atından
Zülfikar deminden sürmem mi gerek
Uçan turnalara sılası ova
Şanındandır ozanlığın
Kalem yazsın bozma dili
Rehberinse Mizanlığın
Kim demez ki Tanrı ulu.
Kaynatmayın mürekkebi
Mavi göklerin altında nefes gibisin
Biraz bulutlu, biraz dalgalı, biraz esintili
Yaşantımın vazgeçilmezi sihrisin!
Söyle...
Sensiz nasıl yaşarım ey sevgili?
Dinliyorum geceyi orkestrayı böceği
ruhumda bin bir hüzün bilmediğim yerinden
kor ateşler isinde kızıl meşe ocağı
obası tütsün oğul derdi sözü serinden
yıldızlara anlattım kapanan gözlerini
Dostlar… Şairce seslenmeliyim
Acıları gül eyleyelim desem var mısınız?
Her karış toprağı çapalayarak güller dikelim
Ayıklayalım çakıllı dikenlerinden
Gelincikler tarlası gibi hasret
Kanamasın gözyaşı annelerin.
Yaz koynunda nedir titreyişlerim
Sarmalamadan uzatmadan kollarını
Bulaşmadan tenime tenin
Çatırdayan közlü eriyişlerim.
Anlat bana nasıl sevdiğini
Gönlünü gönlüme verdiğini.
Hüzzam şarkı gibi hüznüme düştün
Nehir gözlerine çağladım yandım
Göçmen kuşlar gibi sılama yaştın
Sihir gözlerine ağladım yandım
Hangi yazgı seni bana getirdi
Sevda çeşnisine banar gözlerin
Rengiyle demliyorum ilhamlarımı
Nakışları ebemkuşağı saçların
Karanlığıma közlü sevda yorganı
Sürüklenir rüzgârıyla çalar sazlar
Tellerinde uçuşur nağmelerin dileği




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!