Gönül İnsanı, makam mevki gözetmez, yolda yakar kendini,
Yeniden ölüp/doğarak yola devam eder,
yol olur.
Ölmeden nefs,
yol da bulunmaz,
İstanbul en deli günlerini yaşıyor sırılsıklam yağmurlar altında, gökyüzü kıskanıyor olsa gerek boğuyor içinde yaşayan herkesi.
An geliyor deli gibi dökülüyor üzerine sırılsıklam ediyor, an geliyor sarıyor ateşi ile yakıyor herbir teni. en kaçak sevişmelerin hüzünleri sarıyor yıldızlar altında yanan ışıkları.
Herkes kendini terkediyor yalnızlaşıyor sokaklarında birer birer. düşe kalka sabahlar oluyor kaldırım taşlarına serilen aşkların örtüleri.
En çok müzikler öksüzdü
bu yüzden
beni bir tek onlar anlıyordu.
Hangi yüreğe düşeceği belli olmayan
notalar gibiydi sevmelerim.
Hasadını zamAN'dan yapıp
Varlığınızı AN be AN Hissetmekte ve görmekteyim. Gördüğünüz her ne ise kendi yansımanızdır.
Bir şeyler bulmak için geldiğiniz bu kapıda bulacağınız tek şey, kaybettiğiniz kendiniz ve çıkarlarınız uğruna yakıp yıktğınız ÖZ’ünüzdür.
Namert bir vurgundu AŞK, kolsuz kanatsız bırakırdı her zaman... Vurulduğu yerde düşmez, savrula savrula hep oraya geri döner, yeniden doğup, yeniden yakar dururdu kendisini. Bu yüzden göğüs kafesine saplanmış bıçak sancısı gibi durur BE(de) N'de AŞK..
Bana senin sessizliğinden çocuklar doğur dedi adam ve adı hasret olan zamanlara gebe kaldı kadın...
Beyaz papatyayı kırmızıya çeviremezsin ve ondan gül kokusu elde edemezsin. Bazı şeyleri olduğu gibi kabul etmeyi öğrenmek gerek ki yaşam papatya ve güle dönsün ve mutlu kılsın seni...
SEN ki ölmeyi seçerek doğmayı BİL'mişsin, hangi korkuya kapılıp kendini mutsuz kılarsın. Ruhun farkında... Gülümse...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!