Bir şehre aşık olmanın bedelini onun içinde ömrünü yitirerek ödüyorsun...
Istanbul...
en sancılı yangını yaşar gözlerim,
kaç sonbahar teslim oldu düşlerim bilemedim,
Mayıs kaç yaşındadır ömrümde acaba?
kaçıncı gidişini yaşıyor baharım,
şimdi yeniden doğan sabahın
müjdeli sesidir yankılanan zamANda,
Hayat; gitgellerden med-cezir sevdalar yaratmış bize ve bizde; bazen sahile vuran istiridye kabuğu, bazen de kumsalda unutulmuş bir masal kitabı oluyoruz...
Bir sahile vuruyoruz, bir içe çekiliyoruz ve bunun adına yaşamak diyoruz...
En iyisi mi sen gel dalgalar sahile vurduğunda damlalarda birleşelim
çekilip gittiğinde ise ona kapılıp tutku ile sevişelim...
yine
ıssız bir gemideyim
belki de gemi kalabalık
ıssızlığı ben yaşıyorum
fora edilmiş hasretinle
meğer aradığım aşk imiş,
ten o aşkı taşıyan kap imiş,
kabı doldurdukça taşıveriyor sevgin,
ey yüce olan,
varlığınla dolup taşmakta bu can,
şimdi anlamakta bu yürek seni
ya ben pencereden düştüm
yada ak mermerin sultasına yatıyor
menekşenin mor yaprağı
üşümekten moraran tenler misali.
ölüm kol geziyor
ben,
uzakların sesi,
toprağın henüz su almış hali...
kokuyorum,
kendi düşlerimdeki temizliğime inat.
zamansızlığıyla bu kent
şahit olmalı aşkımıza
en ücra yerine kazımalıyız
isimlerimizi
görenler
Masum korkular beslemiştim
kızıl gökyüzüne kurban edilmiş
düşler arasında.
Bir güneşe
bir de bulutlara adıyordum ömrümü,
doğacak olan yıldızlardan
Sözün özünü dinlerken yangınlar yükselir içimde,
hayata karşı boynumuz dik;
yüreğimiz gökyüzü gibi
sınırı olmayan bir mavi
ile kaplanır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!