Belki kar olup düştüğün içindir üşümüşlüğün.
Hangi şehrin kaldırımlarına düşmüşse bekleyişlerin
o şehrin sokaklarında
yalnız kalan çocuklukları vardır
büyüdüğünü sanan
sevmelerinden beslenen.
Önce, ülke diye üzerinde yürüdüğümüz toprakları kaybettik, sonra; o topraklarda gezinen bedenlerimizi, şimdi aklımızı kaybediyoruz üzerimizde dolanan sermayeler aşkına. Dünyamızı kuşatan iki yüz kişinin sevdasına tutulan siyasilerimizin onlara açtığı yüreklerin içindedir toprak, insan ve gelecek.
Şimdi sevmeye çalıştığımız oyalanlarımız (bizden oy isteyen herkes) her gelişinde başka bir parçamızı vermekte adına para dedikleri kağıt uğruna. Haydi Aşk'a kuşanıp yola düşen Sevgili bu dünya bize göre değil kendi dünyamıza dönelim içinde iki yüreğin olduğu ve penceresinde sardunyaların olduğu, içinde fesleğenlerin koktuğu o küçük dünyaya.
Sabah gelirken,
ağaçlara baktım,
rüzgarı gördüm,
gökyüzünü,
binaları,
yolları,
Kalk gel.
Bu gece yapraklar esir aldı gövdemi,
köklerim ülke oldu,
dallarım sokakları bu şehrin
İsyancıların ateşleri düştü göğüs kafesime
özgürlüğü haykırıyor içimde SEV'gili...
Adının, Ali, Ömer, Osman olması değildir önemli olan, KAMİL bir insan isen adın olmaz zaten senin
Hayatı bayram tadında yaşamayalı yıllar yıllar oldu. Artık sms, facebook vb mecralarda dostları hatırlayıp hazır formatlar ile çakma bayramlar kutlar olduk.
Ziyaretlerimiz mecburiyete döndü. Büyük çoğunluk bayramda kaçmanın derdinde. Sanırım paralı da olduk yada parayla yaşamayı da öğrendik.
Dostlarımız sanalda arttıkça gerçek hayatta sıfırı tüketmeye başladık. Kalabalıklardan özgürleştirdiğimiz BENliğimizi kendimizden bile soyutlar olduk.
Küçücük su göllerinde
kağıttan gemiler yüzdürdük
çocuk sevinçlerimiz ile.
İçinde
kocaman umutlar besledik
büyük adamlar olunca gitmek için.
İnsanlık için gönderilmiş herşey insandan daha değerli değildir.
İnsanlık için gönderilen şeyler yüzünden insanlara kıymayınız.
Bazen sessizliğime yanardım yoksulluğumun toplamı idi susmalarım öyle gelirdi bana, yutkunurdum boğazımdan içeri düşen lokma değil, dile gelemeyen sözlerim olurdu.
Günler geldi geçti bazen çulumdan beslendi cesaretim, bazen cebime eklediğim kağıt parçalarından. Hep bir neden ile BEN olabilmenin yolunu yöntemini bulmaya çalıştım.
Gün geldi, gördüm ki ne çuldan ne kağıttan adam olmuyor muş? Soyundum ve attım üzerimdeki maskeli balo kıyafetlerini. Çıplaklaştıkça kendimi görmeye başladım, hani o herkesin sadece kendisi olduğu hali, işte o zaman başladım kendimi sevmeye, o zaman değerli geldim, kendime, o zaman söze gelebildim dize gelmeden.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!