susmuş duvarlar
birtek
parmaklılar konuşur rüzgarın
iniltisinde
ranzam konuşur
zincirlerim konuşur
ah dinini imanını paraya bulamış olan,
bari diktiğin binanın üzerine yazma
mülk Allahındır diye,
ne gaflettir ki
inanmaktasın bu söze,
büyük ve yaldızlı harflerle yazmaktasın
Hayat, iki nefes, iki cümle, iki dua, iki söz, iki tarih arasında yaşanıp giden yaşanmışlıkların, acılar ve sevinçlerle çarpılıp ortaya bizi çıkardığı garip bir yol hikayesidir aslında.
Bizim de yol hikayelerimiz var, kendimizi bulmak için çıktığımız. En çok aklımızda kalan acıların toplamı olmuştur. Bu tüm insanlarda ortalama aynı sonucu veriyor. Nedense mutluluklarımızın çarpanı her zaman daha küçük bir değer oluşturuyor, acılarımızın çarpanından. Oysa ikisi de aynı değeri ihtiva ediyor yaşantımızda.
Çarpanlarımzın, mutluluk katsayımızla bize huzur getirmesini istemekten başka çaremiz yok Öğretilmiş Çaresizliklerimizin içinde.
Ben sana mutluluğun resmini çizemem Sevgili, yalnız seninle mutluluğun kendisi olmayı öğrenebilirim.
Seninle
mutlu olacak biri olmalı
AŞK diye gittiğin kişi,
Seni mutlu edecek değil.
Çünkü
mutluluklar
Varlığınızı AN be AN Hissetmekte ve görmekteyim. Gördüğünüz her ne ise kendi yansımanızdır.
Bir şeyler bulmak için geldiğiniz bu kapıda bulacağınız tek şey, kaybettiğiniz kendiniz ve çıkarlarınız uğruna yakıp yıktğınız ÖZ’ünüzdür.
Bir kitap yazsam, İnsan... Bir söz söylesem, İnsan... Bir düş kursam, İnsan... Ne yaparsam yapayım, İnsan...
Evet, hayatı yaşanabilir kılmanın ilk esasıdır ya insan olmak belki de bu ay insan diyebilmeliyiz ya da insanca cümleler kurmalıyız içinde insanı anlatan. Bütün dünya insan için yaratılmıştır fikrinden uzaklaşarak başlamalıyız mesela hayata. Bütün dünya insan için için yaratılmış olamaz çünkü insandan önce bu dünyada hatta evrende yaşayan milyarlarca varlık vardı. İnsan neden var olan şeyin nedenine ve merkezine kendini koyar ki?
Sanırım keşifler bu soru işaretleri ile başlamış ve ilk soru kesinlikle Neden? olmalı... Neden, diye başlayan sorular ile sırrı keşfe yönelmiş mutlaka insanlık. Neden dünya var? Neden insanlar var? Neden hayvanlar var? Neden sınırlar yok? Neden herkes beyaz? Neden bu insanlar siyah? Neden dağlar yüksek? Neden sular ıslak? Neden bir şey alırken bedel ödemek zorundayız? Nedenler arayışa girer ve bir adrese doğru yönelir.
Gönül İnsanı, makam mevki gözetmez, yolda yakar kendini,
Yeniden ölüp/doğarak yola devam eder,
yol olur.
Ölmeden nefs,
yol da bulunmaz,
Şiir tadında paylaşımların çocukları gibiler artık yazılar
bir sana,
bir düşe,
düşüp duruyor heceler,
kapaklanıp gitmiyor kasvetli giysiler,
utangaç boynuna konuverirken öpücükler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!