Bilmiyorum sende
bir masa bir sandalye üzerinde
benim ki gibi üç bacaklı değilse de.
İki ücra köşede,
ayrı kadehlerde aynı acıyı içsek te.
Bağlar elimiz ayağımız.
Sükut olur gözümüz kulağımız.
Sever sevmez sandıklarımız
Biz sevmeyi bilirsek eğer.
Güneş gibi doğar umudumuz.
İş ehline pir derler
Ehilsize abdal
Her insanda ehli tektir
Diğer işler aşikar
İlk defa;
Resmine bakarken kokun geldi burnuma.
Direği sızladı.
Sanki rüzgâr seni esti,
Seni üfledi,
kokunu getirdi bana.
Biz seninle mutlu olurduk.
Yuva kurardık,
Beraber yaşar,
yaşlanırdık da.
Ya biz zamanı anlayamadık,
bizi zamana uyduramadık ya da…
Yazdı, sıcaktı.
Akşam vakti tatlı tatlı esmeye başladı rüzgâr.
Sanki kulağıma bir şeyler fısıldıyordu:
Hepsi geçecek, bitecek bu karamsar efkâr.
Beynim önümdeki kâğıt,
Cihan-ı sermayeni et, kemik mi sandın.
Nasıl aldın nefesi, nasıl geriye bıraktın?
Ne kral ne çoban kalmadı ebede
Sen başlamışı hiç bitmez mi saydın?
Ağzın, gözün, zihnin hep açıktı.
Hayatın kendi fırıldak,
Sen dönsen ne dursan ne.
Zaman söyler hep son lafı,
Sen sövsen ne sussan ne..
Hayat garip bir döngüdür.
Ölüm bile huzur verir.
Kimi kalana,
Kimi gidene....
Mutluluk mutsuzluk üzerine kurgulanır.
Güzellik çirkinlik karşıtlığına.
Yalnız bir gece!
Issız bir ben yine.
Ay tutuk,
Karanlık ise gölgede.
Bir ıslık dilime dolanık,
Gözlerimde perde.




-
Murat Özgören
-
Murat Özgören
-
Murat Özgören
Tüm YorumlarBir derdinizi paylaştığınızda
Asıl sen benim ne yaşadığımı biliyormusun diyerek sizinle sorun yarıştıranlara,
Olayları gözünün içine soksanız dahi
Yörüngesini başka yöne baktıranlara,
İyi gününüzde
Kötü gününüzde yanınızda olmayanlara
Hatta kendi iyi ve kötü hallerini ...
VEDA
Bir bir vedalaşıyorum.
Sanmayın;
Yatlarımla,katlarımla ya da çocuklarımla olduğunu.
Benim gibi bir adamın sahip olduğu sınırlı objeler kastım.
Önce kırk yıldır beni bağrına basan; yatağımla, yorganımla ve yastığımla.
Sonra;
Günlük üç dört kez çay de ...
Şiir, kelimelerin birbiriyle dansı,
Şair ise onlara kalemiyle eşilk eden bir kavalyedir.
M.ÖZGÖREN