Sen gülüm!
En kayıp saatlerimde ansızın açıveren
En tomurcuk, en sevda kırmızısı,
En has kokulu gülüm;
Fani ömrümün en ağır vebalini yükledin bana…
Eziliyor, daralıyor, nefes alamıyorum.
Bülbüldüm Güle şakıdım, kalemsiz yazdım okudum,
Ben o mecliste yok idim, dünya kalleş olmuş kardeş…
Kimi koştum, kimi durdum, dost bilip hep hatır sordum,
Divane gönlümü yordum, dünya kalleş olmuş kardeş…
Böldüm yediğim azığı, elinden tuttum eziği,
En olmadık zamanlarda ey kalbim
Lal ettin de aklımı, hiç acımadın bana
Vurgunlar sundun baharlarıma hep
En güzel hayallerime sebep,
Duman eksilmedi gönül dağımdan
Adınsa hiç düşmedi dudağımdan…
Sevdalarım sana benzer İstanbul,
Ne fırtınaların kararı olur, ne meltemlerinin,
Bir günde dört mevsim yaşarsın bazen
Güneşli yağmurlarında sevdim ben seni,
Sahildeki martıların gibi uçarı yaşadı gönlüm
Yamaçlarında unuttum yorgunluğu,
Uğrunda bunca şey çektikten sonra,
Gönül, hatırımı kırma be insan.
Gönül ta doğuştan yaralı zaten,
Sitem kurşunuyla vurma be insan…
Soldurma, çiçekler dalında kalsın,
Ölen aşkımın
Yıldönümünü kutluyorum bu gece,
Bir elimde resmin,
Bir elimde sigara,
Acı üstüne bir nefes duman,
Bardağımda buz gibi olmuş
Yıkıp da engelleri aşamadık sınırı
Çözülmüyor ne yapsak zalim hayatın sırrı,
Yüreğimde yer eden şu yüzyıllık nasırı
Eritecek sevgiyi bulamadık be gönül.
Girdik hak kapısından, sınavlar bitmez bize,
Bazen bir tutkudur hüzün...
Düşen yapraklar dala döner mi geri
İnsan nasıl girer sevdiği olmadan 'cennet' ten içeri...
Büyütme beni öyle gözünde,
Ben sende özlediğin kadar varım...
Sen güneşli sabahlara uyan hep,
Ben kar olur dumanlı dağlara yağarım…
Üşütmez sevdalarım seni,
Dudağından bir aşk bestesi duydum,
Her nota sevgiyle işlenmiş gibi.
Gözünden süzüldü iki damla yaş,
O çocuk yüreğin içlenmiş gibi...
Sana uzattığı ellerimi tut,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!