Hasretlere tutunup geldim bunca yollardan,
Bir tek meyve yemedim, güvendiğim dallardan,
Can deyip, dostum deyip, güvendiğim ellerden,
Şimdi, boynuma yağlı kementler takılıyor...
Gönül sevgide Yunus kadar engin olsa boş,
Gönlümün duvarına sürülen kireç gibi
Pul-pul dökülüyorsun sanki vakit geç gibi,
Üzülmeyelim diye yalandan güleç gibi
Görünüp de ardından sitem edip durma can…
Akacaksa damarda durmuyor kanın bile,
Her mevsim uğramaz bülbüller güle,
Sevda denilen şey gönüllü çile,
Öldürmez kurşunlar, acıtmaz bile,
Can evimden vurur kötü dil beni…
Güneş hayat verir, yağmur bereket,
Bir ağaç vardı bir zamanlar,
Üstünde masmavi gökyüzü,
Altında denize inen dik yamaçlar
Gövdesinde oyuk bir kalp ve,
i s m i m i z v a r...
Bu hayat kimleri harcamadı ki,
Bizi bozuk para sayar be gülüm.
Bütün kâinata ışık saçar da,
Bir gün yıldızlarda kayar be gülüm…
Sararır zamanla en güzel çiçek,
Kader diye boyun eğsek ne çare,
Ne sevgi ne ikrar kar etmez yâre,
Elbet düşer gönül o kara yere;
Yanarım da el değmemiş gülüme,
Yardan ayrı gidilmiyor ölüme...
Bilmeyenler öğrene, gönül incisidir aşk,
Bakmaz acı çekene, öylesi sinsidir aşk.
Susuz çölde yol olur, arı ile bal olur,
Çiçek olur, dal olur, mucize cinsidir aşk…
Boyu, posu bilinmez, gönüllerden silinmez,
Küçük düşlere sığmıyor büyük umutlar,
Gölgeler serinletmiyor gönül sıcağını,
Hiç bir renk Mor kadar muhteşem değil,
Uykular hiç bu kadar acıtmamıştı canımı,
Ne engeller aşmıştım oysa sevgi uğruna,
Kaç bahar sürüklenmişti peşinden
Gam yurdunda geçti çileli ömrüm,
Düşmanım yoruldu, dostum da vurdu.
Yüce mevlam vurmaz mazlum kuluna,
Yazdığı kadere küstüm de vurdu...
Yeşeren yaprağı düşürdüm yere,
Seni ne çok sevmiştim biliyorsun değil mi,
Değer miydi isteklerin
Aşkın büyüsünü bozmaya.
Biliyorum, senin de şimdi
Kor ateşler var bağrında,
Ağlıyorsun belki de bakarak yıldızlara,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!