Şehir sıkar bazen, keser nefesi,
Soluğu alırım, çay kenarında.
Terk ederim hemen beton kafesi,
Kuş gibi olurum, çay kenarında.
Akar su, araba, insan ve motor,
Gök mavi, yer yeşil, cennetten köşem,
Sensin benim iki gözüm Gökçeli!
Canik’ten, Kelkit’ten, fışkırır yaşam,
Tarihim, kültürüm, özüm Gökçeli!
Akpınar serindir, yaylanın hası,
Ne diye durursun, hâlâ ne diye?
Gurbetten hayır yok, bırak ceylanım!
Allah’ın lütfusun, bana hediye,
Kaşlar yay, kirpik ok, esrik ceylanım!
Çileyse doldurdum, çoktan çilemi,
Bırak işi, stresi, kalabalığı,
Ver elini çıkalım bizim yaylaya!
Ani ve usulca olsun gidişimiz.
Söyleme bence;
Fatoş’a, Meryem’e, Ayla’ya…
Kaç bahardır, yok bir haber, bir selam,
Salma artık, çok geç, turnalar göçtü!
Hali nice deyip, etme tek kelam,
Bilme artık, çok geç, içim dert saçtı!
Unuttun sılayı, evi-ocağı,
Dağ ceylanımsın,
Kırıkhan’ın mor dağlarında.
Sevimli, ele avuca sığmayan.
Ben bakmaya kıyamazken,
Hangi avcı kötü niyet beslerse sana,
Karşısında beni bulur.
Bu şehre serpilmiş, ölü toprağı,
Gitmeli diyorum, sağlara doğru.
Salkım üzüm dolmuş, dalı, yaprağı,
Gitmeli diyorum, bağlara doğru.
Mısır püskülünde, çok tane varmış,
Çocukluk anlarım burada geçti,
Oyuna dalardık, biz Kırıkhan’da.
O şen şakrak yıllar ne çabuk uçtu?
Neşeyle dolardık, biz Kırıkhan’da.
Çelik-çomak, topaç ve uzuneşek,
Harcadın ömrünü, değmez kullara,
Vuruldun sen gönül, dindi fırtına.
Peşinden koşarken, çıkmaz yollara,
Sürüldün sen gönül, dindi fırtına.
Hayatı eyledin, zehir boşuna,
Bir olan derdimi, bine katladın,
Dinmedi hiç zârım, dinmedi sızım.
Sılanın yolunu, yine atladın,
Dönmedin can yârim, dönmedin nazlım.
Ben uykusuz iken, yatıyordun sen,




-
Meryem Çelik
Tüm YorumlarGÜZEL DERİN BİR ANLATIMINIZ VAR..GÖRMEYEN GÖZLERİNİZ AMA YÜREĞİNİZİN GÖRDÜĞÜNÜ MISRALARA DÖKEBİLİYORSUNUZ TEBRİKLER..