Bu şehre serpilmiş, ölü toprağı,
Gitmeli diyorum, sağlara doğru.
Salkım üzüm dolmuş, dalı, yaprağı,
Gitmeli diyorum, bağlara doğru.
Mısır püskülünde, çok tane varmış,
Tüten bir volkanım, savrulur külüm,
Değme dedim değme, sen de yanarsın.
Yaramdan al kanım, sızıyor gülüm,
Sevme dedim sevme, sen de kanarsın.
Uzak dur ilişme, bana el gibi,
Bir fırtına koptu, gövdemi sallar,
Dalgalar sürükler meçhule doğru.
Çok soğuk, karanlık, köpüklü sular,
Yüreğime çökmüş, dinmiyor ağrı.
Ben yitik aşkların gamlı neferi,
Şaşırdım yolumu deniz feneri.
Sen ey ısırgan gözlü, denizin asi kızı!
Kıpkızıl bir afetsin, giydiğinde kırmızı.
Tenine dokununca sevinir dalga ve kum,
Uzan sahillerime de kirpiklerini yum!
Fırtınalı yerlerden gelmişsin biliyorum,
Kapıldık hasret denilen sele,
Savrulduk her birimiz, bir yere.
Sen, İstanbul Boğazı’nda,
Altın saçlarını verirken yele,
Sanma boş durdum.
Kırsal kentlerde,
Mantara göbelek, nişana yüssük,
Patlıcana balcan, kediye püssük,
Traktöre matur, dargına küsük;
Evlada döl derler Kırıkhan’ımda.
Kız kardeşe bacı, nineye ebe,
Harcadın ömrünü, değmez kullara,
Vuruldun sen gönül, dindi fırtına.
Peşinden koşarken, çıkmaz yollara,
Sürüldün sen gönül, dindi fırtına.
Hayatı eyledin, zehir boşuna,
Bir olan derdimi, bine katladın,
Dinmedi hiç zârım, dinmedi sızım.
Sılanın yolunu, yine atladın,
Dönmedin can yârim, dönmedin nazlım.
Ben uykusuz iken, yatıyordun sen,
Artıyor günbegün, ruhumda sızım,
Oysa sen, zârımı, diner sanmıştın.
İçerde yangınım, görünmez közüm,
Oysa sen, harımı, söner sanmıştın.
Tutunacak dala, muhtaçtı elim,
Sanma dönüşünü bekler dururum,
Ben de bir âdemim, vardır gururum,
Bırak yaralarım kendim sararım;
Titrek mum gibi bir yanıp, bir sönme,
Eyvallahım yok ha, dönmezsen dönme!




-
Meryem Çelik
Tüm YorumlarGÜZEL DERİN BİR ANLATIMINIZ VAR..GÖRMEYEN GÖZLERİNİZ AMA YÜREĞİNİZİN GÖRDÜĞÜNÜ MISRALARA DÖKEBİLİYORSUNUZ TEBRİKLER..