Tarihte üç kadın,
Başlangıçta hakanın yanında kurultaya,
Başkanlık etti kadın.
Sonra sadece erkeğin ihtiyaçlarına,
Cevap verdi kadın.
Atatürk’le kadın,
Türlü türlü sevgi vardır.
Bunların en yücesi günlük sevdalarını uğruna kurban edendir.
Günlük sevdaların uğruna elverişli bir ortam hayal edersin.
Edersin.
Eli kolu bağlı beklersin.
Bekle bekle.
Yıllardır bir oyun izlersin.
Sahnede yazılan senin kaderin.
Mutlu musun söyle?
Eğer mutluysan diyecek bir söz yoktur.
Eğer mutsuzsan: “ Ne diye beklersin? “ söyle.
Söyle ki bilelim.
Geziyorum işsizim ya caddelerde.
Yazar o sihirli kelime her yerde.
Falanca lojistik, fişmanca lojistik,
Peki bir tır, bir kamyon, bir kamyonet yeter mi olmaya lojistik.
Seksenlerin ambarları, şimdilerin nakliyecileri hepsi oldu lojistik.
Ya büyüklere ne demeli?
Şiirle ilkokul sıralarında tanıştık.
Yüce şairlerin şiirlerini okumaya başladık.
Onlar yüceydi de,
Farklılık neydi?
Yazacakları türlü türlü güzellik vardı.
Hitap ettikleri toplum şimdikinden çok bilgiliydi.
Şiir aslında iki yüzlüdür.
Bir yüzü gerçeklerle dolu sevimsiz yüzü,
Diğeri hayaller,
Kurmaca olanlar,
Ve onu gerçekte destekleyen anlık olaylar,
Gerçeklerle dolu sevimsiz yüz hep canlı.
Bazen insan çeşitli konulardan yakınabiir.
Bu konulara bir çözüm olmayacak sanabilir.
Bu süreç habersizce böyle devam edebilir.
Ama bu talebe yukarıdan bir arz olabilir.
Her derde deva şikayet önleyiciler dünyada gezebilir.
Bu şikayet önleyicilerden biriyle karşılaşılabilir.
Bazı günler sıradışıdır.
Gün başlar.
Kafanda dizeler,
Akar.
Ya da tozlanmış dizeler açığa çıkar.
O günler bir başkadır.
Selamlar size sır dolu tercüman,
Yıllar geçiyor.
Yine sizin gününüz geliyor.
Bir tarif istedim.
“ Sır “ dedin.
“ Sizin tarafın dilini tercüme et. “ dedim.
Bizim sonracı yöneticilerimiz varmış.
Bir sorun için danışmak lazımmış.
Ya da bir konu hakkında onayını almak lazımmış.
Bunlar için karşılaşılacak sahneyi bile bile,
Yanına gitmek lazımmış.
Gideriz mecburen yanına.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!