Senelerce yabancılardan,
Robotları,
Uzaylıları,
Seyrettik.
Bizim öz sinemamızdan,
Dinden, imandan,
Otobüste, metroda,
Oturduysak bir koltuğa,
Sağa sola bakınırdık.
Yer verilmesi gereken biri varsa,
Yer verelim diye.
Bugün yayılıyorsa genç tayfası,
Gençlik anılarıyla,
Gençlik olaylarıyla,
Büyüdük.
O zaman “ Ne diyor bunlar? “ diye,
Anlamaya çalışan bakışlarla onlara baktık.
Şimdi gençlik gitti gidiyor.
Gerçek acıdır.
Onun için yüzdüğün küçük havuzundan çıkmalısın.
Okyanusa açılmalısın.
Sakın evini okyanus basmasın.
Kaçtığın gerçek hep seninle.
Seninle ve koruduğunu zannettiğin beraberindekilerle.
Gerçekler çoğu zaman sıkıcıdır.
Bazen gerçekten kaçmak kaçınılmazdır.
Gerçekler seni rahatsız ederken,
Okul sıralarında hayalini kurduğun karakterler,
Güncel deyimle bir tık kadar yakınındadır.
Sonu iyi bitmese de,
Daha önce de anlattım.
Yine anlatıyorum.
Biz üç grubuz.
İmzayı atmayanlar,
İmzayı atanlar,
İmzayı atanlar ve meyve toplayanlar,
Stresli bir anda,
Biri belirir kapıda.
Hiç ummadığın bir zamanda.
Seslenir sana:
" Aç kapıyı bezirganbaşı. "
Bu bir çocuk oyununun lafıdır.
Ben ve benim gibiler,
Bir pastanın son dilimi gibi,
Tattık toplumda olması gerekeni.
Şimdi bu tat bu toplumda kayıp tarif belki.
Herkes bambaşka.
Mesela o zaman beyaz,
Baştan söyleyeyim.
Bu göz göze gelinen,
Haziran sıcağında,
Karadeniz'dir unutma.
Marmara'dan çıktım.
Kendimi Karadeniz sularına,
Öyle acayip bir dönemden geçiyoruz.
Hayatımızın en kebap dönemini geçirdiğimiz,
Kişiyle iletişime geçiyorum.
Her zamanki gibi gülüyorum.
Ama bu sefere toplumsal bir alanda gülüyorum.
Sağdan, soldan soruyorlar:




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!