Şimdi asırda bir olan dönemdeyiz.
Seçim bizlerdeymiş.
Ya havalandırmadaymışız.
Yüzümüzde maskemiz.
Çöğunluk hücremizdeyiz.
YouTube'dan birşeyler izlerken,
Bir araba reklamı çıkıyor karşıma.
İki çeşidi var.
Bir ofis ortamında,
Sorar adam kadına:
" Haftasonu ne yaptın? "
Yalanlarla yaşıyoruz.
Kimimiz yalanlarla yaşlanıyor.
Kimimiz yalanlarla büyüyor.
İleri gidiyormuşuz.
Yalan.
Benden büyük herkese söylüyorum:
Iki grup eskidir.
Şekil değişiktir.
Şekil dijital.
Ellerde kredi kartları.
Soru aynı:
Neden reddildi,
Hayat yolunda,
Hayat okulunda,
Ne denirse adına?
Otuz beş senenin iki senesi,
Bir başka sanki,
Bu böyle olmaz.
İnsanlık neferleriyle büyüdüm.
Yalan yok.
Dönem dönem televizyonda görünce,
“ Of yine mi? “ dedim.
Şimdi değerlerini çok çok iyi anladım.
Onlar birer ikişer giderken,
Pazartesi sabahları,
Haftanın başlangıcı,
Yollarda seyret arz-ı endamı.
Yollarda süzülür torbalar.
Deme: " Bilmem ki içinde ne var? "
O torbanın içindeki neler görür?
Ürün mü satıyorsun?
Hizmet mi satıyorsun?
Elverişli atmosfer oluşturmalısın.
Derler: “ Reklam yapmalısın. “
Halbuki en iyi reklam kulaktan kulağadır.
Onu sen hep ıskalarsın.
Orta okuldan beri,
Favori sevdam vardır.
Dönem dönem depreşir.
Yine o dönemlerden biri,
Herkes kendi nedenini söyledi.
Benimki biraz farklı gibi.
Bir film çektik.
“ Beş sene sürecek. “ demiştik.
Altı sene sürdü.
Hesap edemedik.
Gençlik yılları işte,
Sonunda bir belge verdiler elimize.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!