Bir kariyer sitesinde,
Bir iş ilanı,
Gözünün önünde,
Uydu sana bu sence.
Başvuruyu da gönderince,
Başladı beklemece.
Günümüzde insanların birbirini yediği ortamda,
Ortam olur bambaşka.
Gelen bir telefonla,
Bir mesajla,
O bu ortama ait değil unutma.
80'lerin kokusu sinmiş üstümüze.
Seneler önce,
Ya ortaokul ya lise döneminde,
Bir film vardı.
Aydan ŞENER,
Behzat UYGUR,
Başrollerde.
Bizim yetmiş iki, yetmiş üç nasıl olacak?
Bizden öncekilerin bakış açısı aynı:
“ Zaman daralıyor. “
Ya bizimki?
Olası 3. Dünya Savaşı’ndan sağ çıkarsak,
Biz insanların işlerini üretilen robotlara devredersek,
Tarih boyu insanlar ilerleme çabasında olmuşlar.
Ta ki ben ve emsallerime kadar,
Fazla geçmişe gitmeye gerek yok.
Bir kuşak öncesi,
Yeterli.
Onlarla iki kelime konuşmak kafi.
Bir boşlukta yaşıyoruz.
Ya da yaşadığımızı zannediyoruz.
Bu kanıya nereden varıyorum?
Ben bacak kadarken ki dönemde,
Benden büyük insanların hallerini gözlemliyorum.
Ve bugün o halleri hatırlıyorum.
Bizim sonracı yöneticilerimiz varmış.
Bir sorun için danışmak lazımmış.
Ya da bir konu hakkında onayını almak lazımmış.
Bunlar için karşılaşılacak sahneyi bile bile,
Yanına gitmek lazımmış.
Gideriz mecburen yanına.
Özel sektör yollarında,
Bir iş biter.
Kendini bulursun sorgu odasında.
Aslında iç içe iki odadasındır.
Küçük odada kendi kendini sorgularsın.
Bu sorgu geçmişe dair değildir.
Sorumluluk yüce bir kavramdır.
Bazen havalıdır.
Bazen derttir.
Havasının peşinden koşan çoktur.
Ama ateşinde yanan yoktur.
Ateşinden de kaçan çoktur.
Tarih sahnesine çıktım çıkalı sorunlarımız oldu.
Ekonomi daima baş rolde yer buldu.
Her zaman her yerde konuşuldu.
Yüzler daima mutluydu.
Şimdi yine baş rolde.
Ama farklı konuşanlar değişince.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!