Geldik meşhur yaşa.
Dün gibi daha,
Yaş on beş,
Ayşe Gürsel Güney’e,
“ Falanca otuz yaşındaymış. “ deyişim.
Öyle böyle demede değil,
Yaşamak sınırlıymış.
Dünya yaşamı sınırlıymış.
Ama sınır yürekle yıkılırmış.
O yürek neredeymiş?
Tarihte bazen kendini göstermiş.
O yürek çocuk için atan yürekten çok yüceymiş.
Türlü türlü yatmak vardır.
Aralarında yüce olanları da vardır.
Yüce olanlardan birini senelerce dinledim.
1996'da televizyonda seyrettim.
1996'da ATV anahaber açık televizyonda.
Genelkurmay film arşivinden Kurtuluş Savaşı görüntüleri karşımda.
Burada birşeyler yazarım.
Çoğunun konusu aynı kişi,
Anlatırım onunla ortak geçmişimizi.
Kendisi de satır satır okur kendini.
Bunları okuyan kişi,
Zaman ayırır.
Yazıyordum.
Okuyordun.
Bir iletişim de vardı.
Şimdi yine okuyorsun.
Okunacak yeni şeyleri üretim faaliyeti kısıtlandı.
Çünkü size bağlıydı.
Sayın okuyan,
21 senelik süreci okudunuz burada,
Yazandan.
Artık lazım yeni şeyler söylemek.
Lazım imza sürecine geçmek.
Sizce malum yerde,
Yazma işi okul sıralarında başlar.
Öyle bir istek,
Ya da yetenek,
Varsa çıkartmaya uğraşırlar.
Okul sıralarından,
Okul konularından,
On sekizde nazı gördük.
Otuz altıda nazı gördük.
Yetmiş ikiyi görür müyüz?
Nazı görür müyüz?
Süreç incelendiğinde,
Yollar kesiştiğinde,
“ Tarih tekerrürden ibarettir. “ derler.
Değil dünya tarihi,
İnsanın kendi kısa tarihi,
Tekerrürden ibarettir.
Hayatında aynı kişi,
Farklı zamanlarda,
" Her Yerde Kar Yağ " ve benzeri şeylerle büyüdük.
Bir adamla, kadının dansıyla büyüdük.
Şimdi o medeni dans olmayacaksa,
Teknoloji 4-0,
Teknoloji 5-0,
Teknoloji 6-0,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!