Teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişiyor.
Gelişirken kimi sahnelere uğramıyor.
Uğramayınca sahnedeki yerini dedikodu alıyor.
Haberleşme eksik kalıyor.
Belgeleme eksik kalıyor.
Yüce kaynak dedikodu dolaşıyor.
Hayat yolunda,
Geçen zamanla,
İnsan varır farkına.
Saçı ya tel tel beyazlar,
Ya tel tel dökülür.
Bunların çaresi teknolojik gelişimle bulundu.
Yılbaşında eve gelirdi.
Yeşil ekranlı A4 kağıt büyüklüğünde,
Hesap makinesi.
Yine onun kadar büyük,
Belki daha da büyük,
Beyaz, yeşil daha değişik renklerde,
Ben seninle büyüyordum.
Aklımda şarkıların, programların,
Rengarenk bir de o film “ Baba Bizi Eversene “
Isıtırdı içimizi programların.
Şarkılarının içinde “ Kol Düğmeleri “ başka yerde.
Dedim ya: “ Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilim ve Kamu Yönetimi “,
Bölümünden mezun oldum.
Son sınıfta bir seçmeli ders aldım.
Adı “ Cinsiyet ve Politika “.
Dünyada kadının durumunu anlatıyordu.
Bizim ülkeye bakınca durum daha yoğundu.
" Heyo " deyip kepi havaya atalı,
Oldu on üç sene.
Ama sınıftan,
İSBF fakültesinden,
Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünden,
Kolumdan çekenler var.
Eskiden,
Benden de eskiden,
İnsanlar sokaklarda başkaydı.
Her hangi bir olay karşısında birlik vardı.
Sonra öyle ayrıştık ki,
Çok iyi tanıdığımızla uzaklaştık.
Yine “ üniversite “ diyelim.
Bu sefer ikinci sınıfa gidelim.
Siyasal düşünce dersine girelim.
Girelim.
Çünkü şu anki halimizin sırrı orada yatıyor.
Bize bakıyor.
Bugüne kadar bu dizelerde,
Bu toplum kıyaslandı eski haliyle,
Şimdi birde şimdiki maddeci halinin,
Bireylere ne kaybettireceğine bakalım.
Eğer sen birşey satıyorsan,
Ya da ileride satacaksan,
Bizim toplum çocuklar için geleceğe,
“ Aman okusun. “ diye bakar.
Eğer afili birşey okursan,
İş hayatında senden kaçarlar.
Eğer bir de bunun üstüne,
Ticaret fırınında,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!