Senelerce bizimkilerle mezar başlarına gittim.
Hep sorguladım.
Çocuk kafasıyla,
Bunlar nasıl sakin böyle?
Nasıl hatırlatırlar yıldönümlerini?
Birini görmesem de,
Sabah koşuşturmacasında,
Limuzinle değil.
Servisle devam yola.
Geleceğin kapıya,
Geldin ya.
Not verirlermiş sana.
" İlkokul dördüncü sınıf " dedim.
" On yaşındaydım. " dedim.
" Olaylar benzer. " diyorum.
Belki başka bir film izliyorum.
Dönelim " Küçük Hanım " a,
Rudolfo geceleri,
İlkokul dördüncü sınıfta,
On yaşında,
Öğlenciyim.
Çift tedrisatta,
Tedrisat çift,
Ama televizyon tek kanalda.
Hep bilip de inkar ettik senelerce.
Yakın değiliz koca uzayda.
Geldi resmi açıklama.
Bulundu belki 10 tane yaşanacak dünya.
Gelen ziyaretçiler dünyaya,
Öldürüldü barbarca.
81’liyim.
Doğa ve insanlığa şahidim.
Son kalıntıları olsa bile şahidim.
Bu yüzden şanslı gibiyim.
92’ye kadar,
İlkokul bitene kadar,
“ Kalite kontrol “ kavramını çoğunuz zanneder.
Aslında çok ama çok eskidir.
Yenisiyle eskisi arasındaki fark nedir?
Yenisi üretilen ürün üstünedir.
Eskisi daha kapsamlıdır.
Kapsamı ürünü üreten insan üstünedir.
Kırk bir yaşındayım.
Belki insan ömrü olarak çok görülebilir.
Ama tarih açısından çok kısıtlı zaman.
Otuz sene öncesine bakayım mesela.
O zaman ön bir yaşındayım.
Bulduğum evlerde kapı önü insanları,
Hayat kapı önünde geçiyor.
Az kapıdan giriliyor.
Girilen kapılardan çıkılıyor.
Girilip çıkılan kapıların kat be kat fazlası aşındırılıyor.
O aşındırılan kapıların da fazlası yol kat ediliyor.
Birazı yaya,
Kapitalizm yıllardır çok moda bir söylemdir.
Hükümdarlığı insanlar insanlığı unutup,
Para sevdasına düştüğünde başladı.
Yani öyle eski değil.
Tarihle kıyaslarsak,
Örmek olarak insan ömrünü alırsak,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!