Selamlar size sır dolu tercüman,
Yıllar geçiyor.
Yine sizin gününüz geliyor.
Bir tarif istedim.
“ Sır “ dedin.
“ Sizin tarafın dilini tercüme et. “ dedim.
Tarih sahnesine çıktım çıkalı sorunlarımız oldu.
Ekonomi daima baş rolde yer buldu.
Her zaman her yerde konuşuldu.
Yüzler daima mutluydu.
Şimdi yine baş rolde.
Ama farklı konuşanlar değişince.
Yazıp çizmeye okul konuları ile başlanır.
Sonra güllü, şaraplı konular yer alır.
Sosyolojik konular dizelerde ağırlanır.
Tekrar, ara ara,
Güle, şaraba,
Dönüş yapılabilir.
Yine 80’ler,
Verilirdi sözler.
Yüklenirdi yükler.
Ne cumartesiler,
Geldi nakitler.
Şimdi yüklenmedi yükler.
Bir yerde,
Girersin bir ortama.
Laf atarlar sana.
Öyle bir laf atarlar ki,
Sürekli, kesintisiz devam ederler konuşmaya.
Sen bir cümle söylersin.
Hep anlatıyorum.
Yine anlatıyorum.
İnsan aynı insan,
Tam bir asır önce,
Biz yaşayalım diye,
Can verdi gönlünce.
Hayatta stajyeriz.
Öğrene öğrene,
Ömür yeterse öğreneceğiz hayatı.
Eski şarkılar dinleyebilirsin.
Onlara hayran olabilirsin.
Suçluyum.
Suçum 1996’da,
Seni tanıyıp,
Sevmek.
2002’de seni Ankara’da bulmak,
Yıllara dayanmak,
Nasrettin Hoca’nın bir fıkrası vardı.
Hoca’ya getirilen bir tavşanla başlar.
Birileri gelir.
Gider.
Suyunun suyuyla biter.
O tavşanın suyu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!