Bekliyorum.
Küçük kurtuluşa altı gün var.
Büyük kurtuluşa otuz üç gün var.
Önemli olan küçük ve büyük kurtuluşlar arasındaki günler.
Ne getirecek bu günler?
Bir pazarlama faaliyetiyle geçecek bu günler.
Hayat beklentiler üzerine kuruludur.
Senin ve başlarının senden beklentileri,
Büyüyünce şöyle olsa böyle olsa diye iki kişinin eline doğarsın.
O iki kişinin beklentileriyle hayata başlarsın.
Daha kendini doğru düzgün dünyayı hiç tanımazsın.
Onlar kurmaya başlarlar:
Hayat beklemek midir?
Her sabah büyük umutlar,
Her gece boşa çıkan umutlar,
Yine de her sabah uyanış umutla.
İnansak da inanmasak da,
Doğamızda var hayata dair umutlar.
Tam bir asır önce,
Ortam yine böyle,
“ Tarih tekerrürden ibarettir. “ derler.
Can verdiler.
Sonunu düşünmediler.
Sadece can verdiler.
Biberon elimizde.
İçip içip uykuya dalıyoruz.
Bu biberon küçük dünyalarımız.
Yarattığımız kendimizce,
Büyüyemedik yeterince.
Ergenliği vazgeçmektir.
Hepimiz paranın peşinden koşarız.
Kaçımız bilginin peşinden koşarız?
Kaçımız farkındayız?
Bilgi uzun vadede para getirir.
Peki ya kısa vadede para bilgi getirir mi?
İşte bu kısa yolcu bakışımız,
Bizler arasında bilgi yüceydi.
Ama köşe dönmecilik hayalleri süsledi.
Yani takdir topladı bilgi.
Ama o takdir gerçek değildi.
Sahteydi.
Köşe dönmecilik hayali,
Bir telefon numarası düşün.
Deftere yazılmayan,
Telefona yazılan,
Silinen,
Böylece devam eden,
Yaşanan süreç gösteriyor ki,
" Cama Vuranlar " ı yazalı,
Neredeyse dört sene oldu.
Orada ne vardı?
Arasında pencere olan iki oda vardı.
Bir odada ben,
Diğerinde beni çağırmak için cama vuranlar vardı.
Okuldan sonra,
Askerden sonra,
Düşersen özel sektör yoluna,
Adım atmışsındır ayrı bir okula.
Etiketler uçuşur havada.
Yok bilmem ne trainee,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!