“ Bir bardak çay içelim. “ dedim.
Gelmedin.
Gelmeyeceksin.
O zaman bir şekilde usulüne uygun,
Bir ortamda usulüne uygun,
Şarap içelim.
Hepimiz ceketleriz.
Ama siz terzi malı,
Biz konfeksiyon malı,
Siz birinci kalite,
Biz bilmem kaçıncı kalite,
Bakalım o terzileri açabilecek miyiz?
Çift kutbu gördük.
Tek kutbu da gördük.
Şimdi çok kutbu da görüyoruz.
Çok kutupta bize ne olur?
Bizden öncekiler,
Çimento oldular.
Binayı kordular.
İnsandılar.
“ Eeee biz de insanız. “ diyoruz.
Sorsanız çok değerliyiz.
Çırılçıplak gel.
Yanlış anlama.
Bundan kasıt hiçbir fayda düşünmeden gel.
Kendine bir iş açıyorsan,
Siyasete giriyorsan,
Kafandan bir kuruşu dahi sil.
Bugüne kadar eski kuşakları övdüm.
Onlara özlem duydum.
Şimdi biraz da bizlere bakalım.
Biz sınır mıyız?
Biz çizgi miyiz?
Neyiz?
2017'de,
" Sene 2001,
Sınıf üniversite 1,
Her hafta,
Beklerim günlerden pazar olsa.
Saat gelse akşam 21:00’a,
Yaş 22 falan,
Özellikle karşı cenahtan insanlar,
15, 20 yaş büyük insanlar,
“ Çocuk “ derler.
“ Ne çocuğu “ diye gezinen ben.
Yaş otuz beş.
Sene 94-95,
Orta okul sıralarında,
Pazartesi sabahlarında,
Okula gitmeden önce,
ATV Kahvaltı Haberlerini izlemece,
Psikolog Nusret bizimle.
Hep bir çözüm iddiamız oldu.
Ama uzlaşma çabamız yoktu.
Uzlaşmak konuşuldu mu?
Konuşuldu?
Ama herkes penceresinden konuştu.
Demedi kimse:




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!