Bizim çocuklukta çıktı.
Çizgi film olgusu,
Okuyana kadar geçti yıllar.
Tozlandı o kitaplar.
Sonra da okuyan bulamadılar.
Bahanem: “ Ben bunların çizgi filmini seyrettim. “
Üçgen kendi yoluna giden,
Üç doğrudan oluşur.
Tahta başında,
Teoride kolayca,
Uygulayıp öğretmişlerdi.
Adına teori denirdi.
Elini attığın herşey kururken,
Hayata bağlanacak bir ümit beklerken,
Sadri ALIŞIK misali “ Bu da mı hep yek? “ derken,
Feleğin tokadını yerken,
Şansın aparkatıyla havalanır mısın?
Sokaklarda dertli dertli gezerken elalem der: “ Geziyorsun yine. “
Bugüne kadar sana,
Seninle yaşadıklarımızdan bahsettim.
Bir özlemle,
“ Neden gittin. “ dedim.
Belki de gitmek çok daha iyiydi.
Çünkü senden sonra insanlar ne hale geldi.
Adaylarda aranan nitelikler aşağıdadır:
AĞA’nın izinde gitmesi gerekenler,
AĞA’yı yaşatma gayeniz varsa uğraşmayın.
AĞA bizde yaşıyor.
Sadece sözlerini paylaşmayın.
Zaten fazlasıyla görüntüleriyle aklımızda,
Bir kariyer sitesinde,
Bir iş ilanı,
Gözünün önünde,
Uydu sana bu sence.
Başvuruyu da gönderince,
Başladı beklemece.
Günümüzde insanların birbirini yediği ortamda,
Ortam olur bambaşka.
Gelen bir telefonla,
Bir mesajla,
O bu ortama ait değil unutma.
80'lerin kokusu sinmiş üstümüze.
Seneler önce,
Ya ortaokul ya lise döneminde,
Bir film vardı.
Aydan ŞENER,
Behzat UYGUR,
Başrollerde.
Bizim yetmiş iki, yetmiş üç nasıl olacak?
Bizden öncekilerin bakış açısı aynı:
“ Zaman daralıyor. “
Ya bizimki?
Olası 3. Dünya Savaşı’ndan sağ çıkarsak,
Biz insanların işlerini üretilen robotlara devredersek,
Tarih boyu insanlar ilerleme çabasında olmuşlar.
Ta ki ben ve emsallerime kadar,
Fazla geçmişe gitmeye gerek yok.
Bir kuşak öncesi,
Yeterli.
Onlarla iki kelime konuşmak kafi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!