Seninle aramızda tam bir asır var.
Sen bilir misin bu ne zor birşeydir?
Umutlarla büyürsün.
İnsanların sana ihanetini görürsün.
Yaşı bundan ne kadar büyükse suçu o kadar fazladır.
Bu acıyı taşıyarak yaşamak varmış kaderimizde.
90’larda Hasan GÜNEY’le Ankara’ya giderdik.
Ya orta okul ya lisedeydim.
Arabanın içinde,
Çeşitli yerlerde başlardı:
“ Burada bu vardı. “
“ Şurada şunu yapardık. “
Selam sana adaş.
Sana dair anılarla, hayallerle büyüdüm.
Bu yolda kimi zaman oğlunu renkten renge bürüdüm.
Nasıl bürünmesin?
“ Hoş geldin falanca amca. “ dedi.
Bana “ Dedenin arkadaşı. “ dedi.
Selamlar yine size.
Sizi sofrada rahatsız ettim.
Ama bakıyorum size özlemle.
2007’de FACEBOOK diye bir şey,
İcat ettiler.
Sizin döneme dair fotoğraflar,
Eve telefon gelişini hatırlarım.
Bir sevinç hakimdi ortama.
Telefona sevindik.
İnterneti garipsedik.
Sene 1996.
Kimimiz soğuk baktı.
Bu 10 KASIM sana ağlama günü olmamalı.
Bu 10 KASIM herkes Gençliğe Hitabe’ni tekrar tekrar okumalı.
Sonra herkes etrafına bakmalı.
Sormalı kendine: “ Benzerlik var mı? “
Eğer bakmakla kalmayıp görürlerse,
Üstüne tekrar tekrar düşünülürse,
1981’de dünyaya adım attım.
İnsanlığın son kalıntılarına ibretle baktım.
Şimdilerde hatırlarım.
Kendimi şanslı sayarım.
Daha şanslı olanı,
Mesela 1944 yılında adım atanı.
Kulluktan vatandaşlığa ilk adım,
Sayesinde oldu kazanımlarım.
Değeri kuşaklar boyu bilinsin diye,
Atatürk etti hediye.
Yeni filizlenen nesillere,
Cumhuriyet ışığında büyüsünler diye,
Sene 86’ya kadar seni sattım.
86’dan bu zamana Meloş’u sattım.
Şimdilerde hayat gereği ikinizi de sattım.
Şaka maka seninle İstanbul dedik.
Kah neşeli kah hüzünlü seneleri devirdik.
Önce seninle karşılıklıydık.
Albert Einstein “ 3. Dünya Savaşı nükleer olacak. “ demişti.
Fransa cumhurbaşkanı Emmanuel Macron :
“ Şimdiki ortam 1. ve 2. Dünya Savaşı arasındaki ortama,
Ne kadar benziyor. “ diyor.
Benziyor da,
İhtiyacımız var öylesi insanlara.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!