Her şey canımı acıtıyor
Cama vuran yağmur ateş ediyor kalbimin ortasına
Güneş sanki beni yakmak için doğuyor
Gökyüzü sensizliğime bir çöl sanki
Şu ağaç niye duruyor ki orada
O yaprak niye sallanıyor
Gelme ve geçme içimden,
Mevsimlerimi bana bırak!
Benim mevsimimin çiçeği değilsin sen.
Ben de senin dalına konacak arı değilim artık.
Geçti o fasıl!
Merhabanı da, elvedanı da istemiyorum.
Bu sefer bekleme gel dememi,
Yükseklere kar düşmeden gel.
Düşün Aslı için yanan Kerem’i,
Şakaklarım ak dolmadan gel!
Ellerim titriyor, gözlerim yaş,
Bazı yalanlar kalabalıklar içinde
Ve kahkahalar arasında söylenir.
Kalabalıklar içinde,
Katıla katıla ağlanılamadığı
Ve yalnızca yalnızlıkta
Katıla katıla ağlanıldığı için.
Şimdi sen gittin,
Zannetme ki bende bittin,
Ya da biteceksin
Bitmedin, bitmeyeceksin.
Göğsümün içine saplanan,
Ameliyatı mümkün olmayan
Sen benim hüznümdeki mutluluğu,
Mutluluğumdaki hüznü anlayamazsın ki!
Çünkü ben bazan mutluyken de hüzünlü,
Hüzünlüyken de mutluyumdur.
Zira hepsi küçücük bir kalbin içinde,
Nasıl geçecekler ki birbirine değmeden?...
Bırakıp da gitme beni,
Sen gidersen ben ölürüm.
Bedenim de başka cansın,
Sen gidersen ben ölürüm.
Geçer zaman günler yanar,
Herkesi dosttan sayarsak dünya dostumuzdur bizim.
Her şeyi posttan sayarsak ayı da postumuzdur bizim.
Attı mı tepesi, bir kere küstümü gönlümüz bizim;
Kralına ne ki çakar yakarız, yaktığımız bu dünya bizim!...
Ey sevgili;
Sen benim hayatımın gündüzleri güneşi,
Geceleri yıldızı, ayısın.
İstiyorum ki o güneş her sabah doğsun,
İstiyorum ki yıldızlar ve ay her gece gökyüzünde olsun,
Hiçbir bulut önünü kapatmasın. İstiyorum ki kanatlarımız olmamasına rağmen,
Farzet ki sesli düşündüm
Farzet ki kendi kendimle konuştum
Farzet kimseye değil kendimeydi sözüm
Farzet ateş değil bir közdüm
Farzet yağmur yağdı söndüm
Ama bilme o yağmuru yağdıran bulutun sen olduğunu...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!