Ey beni benden eden dilber-i şahane:
Sen enginlerinde kuzuların meleştiği,
Eteklerinde kardelen çiçeklerinin açtığı,
Ve doruklarındaki koyaklarda,
Dört mevsim duvaklı bir gelin gibi,
Asil ve masumane, bembeyaz kar taneleri gizleyen;
Bahar geldi,
Kuzuların titrek sesleri arasında,
Leylekler aramıza dönüyor,
Umutlar yeşeriyor, ruhumun enginlerinde.
Bir melodi tırmalıyor kulaklarımı.
Sev lan beni, sev; sev...
Sevdiğin gibi değil,
Sevdiğim gibi sev!
Ben seni yana yıkıla seviyorum
Ben seni kanarak sevdanın büyüklüğüne
Ben seni niyesiz nedensiz seviyorum
Uçmak için kanat gerekmiyordu.
İnsan sevince ayakları yerden kesilebilirdi.
Hem sevinçler de insanı kanatlandırabilirdi.
Dünya, mutluluk denilen gezegenin,
Aşağılarında bir yerlerde
uyduya dönüşebilirdi.
Acılar biriktiriyorum,
Kanadı kırık, küçük,
Ve sıladan uzakta,
Bir göçmen kuş misali.
Her akşam yalnızlığa batıyor güneş,
Bir adam ellerindeki ekmekleri taşıyor sofrasına.
Sevdim seni.
Sevdim seni kalbimin sahibi.
Tipiden kaçan bir serçenin,
Hayata tutunmak için sığındığı,
Bir çatının kovuğunu sevdiği gibi.
Olacaksan her şeyim ol,
Yapacaksan her şeyin yap,
Olacaksan her gün, her halimde yanımda ol
Olmayacaksan bir gün değil, iki gün değil,
Bazı günler hiç değil,
Hiçbir zaman yanımda olma!
Sevmektir yağmuru,
Yaşamak,
Sonrasında toprağın kokusunu;
Yaşamak,
Görev olduğu için.
Görev ekmeğin.
Biliyor musun, sen yokken hiçbir resmine bakmıyorum,
Bakamıyorum.
Resimlerine bakmak canımı acıtıyor.
Her şey bitmiş gibi yaşıyorum hayatı.
Bir daha seni hiç göremeyeceğim hissine kapılıyorum.
O yüzden seni tanımış ve kaybetmiş olmaktansa,
Tebessümlerimize sıkılan kurşundur suskunluğun.
Sonu bir hastanenin acil koğuşunda başlayıp,
İç kanamalı ve ağır yaralılar,
Yoğun bakım ünitelerine uzanan.
Çaresizliğin bir kalp krizi misali,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!