İçimde yanardağlar eriyor ey yar!
Ya ben anlatamıyorum,
Ya sen anlamak istemiyorsun.
Sen duymadıktan sonra
Konuşmanın,
Bir savaş meydanının ortasındayım,
Olmadığın her yerde.
Mermiler üstüme üstüme yağıyor,
Bombalar patlıyor.
Şarapneller göğsüme saplanacak olup,
Teğet geçiyor yüreğimi.
Gün döner, güneş batar bu yerde,
Yine dağlar üstüme yürür,
Yine akşam olur, yine karanlıklar yanar.
Civcivler tavukların kanatları altında,
Kuzular koyunların peşinde,
Buzağılar ineklerin ardında,
Demiştim ya hani.
Ben bu dünyayı anlamıyorum diye.
Evet, ben bu dünyayı da,
Bu insanları da,
Bu düzeni de anlamıyorum.
Her şey ta başından belli.
Hayat,
Örtülü yalan,
Ölüm,
Örtüsüz gerçek.
Vardın:
Adam gibi adam,
Ne demeliyim ki şimdi sana?
İyi olduğumu söylemeliyim,
Canım yanmıyor,
Yüreğim sıkışmıyor,
Unuttum demeliyim seni.
Unuttum seni.
Ne güzel bir şeysin,
Lan, sen yaşamak?
Kılcal damarlarımdan tut,
Hücrelerime değin hissediyorum seni.
Yalnız bahar da, yaz da değil,
Sonbahar da, hatta kışta,
Anlamadığın halde sana şiirler yazan kalemime,
Karşılık bulmadığı halde sana sevgiler üreten kalbime
Duymadığın halde sana şarkılar, türküler söyleyen dilime
Uzatmadığın halde uzatmadığın eli tutmaya yeltenen elime
Kırgınım...
Ve bu gece her şeyi kırıyorum,
Keşke hiç gitmeseydin,
Hep bende kalsaydın.
Kokunu nefes nefes içime çekiyor olsaydım hâlâ.
Oysa gök kubbeyi üstüme devirip gittin.
Lakin hiçbir şey değişmedi sen gittin diye;
Ben hep aynı benim.
Hep bir bahaneyle başlar aşk.
Bazen bir roman, bazen bir şiir,
Bazen bir resimdir istenilen,
Sokulabilmektir bahane ona.
Dokunabilmeye atılan adım.
Bir tebessüm aramaktır yüzünde sevgilinin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!