Bir okyanus çiziyorum şimdi,
Yokluğunun kol gezdiği saatlere.
Köpük köpük dalgaların,
Koca koca transatlantikleri salladığı,
Bir okyanussun sen sevgilim.
Öylesine güçlü, öylesine sağlam ki duruşun;
RAZIYIM
Gözyaşlarımın yağmura döndüğü bir anda,
Dolaşan biri vardı içimdeki kanda.
Beni zavallı bir garip sanma;
Leyla’sından ayrılan Mecnun’ um, serseriyim ben!
Sonra kabullenmek gerekir,
Kabullenilmesi gereken ama
Kabullenilemez sandığını,
Kabullenirsin;
Bende kabullendim.
İnan artık hayallerimde bile olmayacaksın.
Valla bitti, billa bitti,
Sana olan sevdam bitti.
Cuma günü başlamıştı,
Cumartesi günü bitti.
Bugün seni yine’radım,
Aşk soyunmaktır,
Soyunup umut için, umut hamamında yıkanmak,
Seni sen olmaktan uzaklaştıran her ne varsa,
Terleyip atmaktır üzerinden ve de içinden.
Soyunmak, ama savunmasız kalmaya değil;
Aksine daha güçlü olmaya,
Anlatmaktan neden vazgeçtim,
Neden sustum biliyor musun?
Çünkü ne kadar anlatırsam anlatayım,
Anlamadığını anladım.
Ve yine biliyor musun,
Birlikte yaptığımızı sandığım yolculukta bir dağa geliyoruz,
İçinden geçtim bu gece hüzün denizin,
Bütün sokaklarında ıslak dallar duruyordu.
Rüzgâr savurmuştu yollara kırılan dalları.
Bir kaldırımda bir ağaç ölmüştü;
Boylu boyunca uzanmış yatıyordu upuzun.
Başında ıslıktan bir ağıt söylüyordu yağmur taneleri.
Bazen dağlara vuracaksın kendini;
İçini haykırırcasına toprağına dökecek,
Kayalara türküler söyleyecek,
Bir ağacın dibinde gölgeleneceksin.
Yüksekten uçan kuşlara ıslık çalıp,
Alçaktan uçanlara selam duracaksın;
Sen yokken perişanım ben.
Güneşe kızıyorum niye doğuyor diye.
Mehtaba küsüyorum sensiz mehtap mı olurmuş diye.
Sen yokken yanıyorum en kızıl alevlerin içinde;
Cehennem içimde saklanıyor sanki.
Sen yokken sırtlanlar, kaplanlar,
Ölümün elleri vardır,
Çekmek, almak için hayattan.
Ayrılığın elleri vardır,
Ki ölümün kardeşidir kendisi.
Karanlığın elleri vardır ey yar;
Kalleş, sinsice uzanır gece gibi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!