Yoktun ve artık hiçte olmayacaktın.
Ben sensiz sonsuzlukta bir güne uyanmıştım,
Senin haberin bile yoktu olmadığından;
Ve benim içinde olmadığın uykulardan uyandığımın.
Çünkü benim sevdam üç kuruşluk,
Yüreğimse satılık değildi.
Benim bilemediğim bir yeri
Başka biri nasıl bilsin ki?
Ben bile yabancıyım içime,
Ben bile bilmiyorum içimde kim
Ve niye bu kadar çok var?
Ben onda bir damla bile değilken,
Bu hikâye, bir sahil kasabasında,
Bir, yol kenarı lokantasında,
İki kaşıkla içilen,
Tek kâse çorbanın hikâyesidir.
Bu, gül gülüşlü bir gülün,
Gülüşlerine kurşun sıkıp,
Alnına ayın zümrüt şavkı düşen geceler:
Ben kaç gecedir yalnızım biliyor musunuz?
Ben kaç gecedir aynı bestenin, sözlerini mırıldanıyorum?
Ve kaç gecedir sessizlik rıhtımında dalgalarla boğuşuyorum?
Ben her gece gözyaşlarımı gömerken kalbime,
İnsan yorulunca anlatmak istemez,
Anlaşılmayı da beklemez. Yorulmuştur bir kere.
Arkasını döner, bir sigara yakar,
Tek elini cebine sokar,
Yürür ve gider ardına bile bakmadan...
Hayatın içinden çıkıp gitmek istiyorum.
Ansızın.
Beni içinden çok kolay silip atan seni,
İçimden çıkaramadığım için hem de.
Çünkü ne yana baksam,
Çaresizlik duruyor karşımda.
Henüz vakit varken, iş işten geçmeden;
Dön seni seven ve senden,
Sadece seni isteyen adama.
Bu adam sadece seni düşünüyor,
Sadece seni yaşıyor.
Çünkü sende tanıdı sevgiyi,
Yok hayatta inanmam!
Bahar gelmişmiş,
Masmavi bir gökyüzü tepemizdeymiş,
Kırlar yemyeşilmiş,
Papatyalara basmadan çocuklar gibi koşturuyormuşuz elele;
Hatta o ağaç var ya,
Sen yanımdayken dünyada kötü bir şey olduğunu yada olacağını hiç aklıma getirmiyorum.
Sen yanımdayken dünyada değil, cennette yaşıyormuşum hissine kapılıyorum.
Sen yanımdayken olumsuz hiçbir sesi duymuyor kulaklarım.
Sen yanımdayken senden başka bir şeyi görmüyor gözüm, senden başka bir şeye bakmak zamana ihanet etmek gibi saçma, suyu tersine akıtmaya çalışmak gibi beyhude ve anlamsız bir eylemden başka bir şey ifade etmiyor.
Sen yanımdayken senin sesine kulak kesilmek en çok sevdiğim müziği dinlemekten bile güzel geliyor.
Hani bazan sen konuşurken gözlerin buğulanıyor ya, o gözünden aktı akacak damlaları içersem sanki ab-ı hayatı içmiş olacakmışım ve bir daha hastalık semtime uğramayacakmış düşüncesine gark oluyorum.
Kanatlarım var artık.
Uçamasam da kanatlarım.
Yerden kesiliyor sanki ayaklarım;
Yere basan onlar değil.
Başım hava da geziyorum yeryüzünü.
Umurumda değil hayat.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!