Şimdi sabahın beşi
VE gecenin hangi yarısında yumuldun dünyaya bilinmez
Sıska kalemin çırpınarak bir sayfaya değdirdiğinde başlar hayat
VE takipsiz bir söyleşidir yüreğinden damıttığın harfler
Ben inanmıyorum saniyelik rüyalara
Senin derinliğin saniyelik rüyalara sığmaz
Heybemde, kursağına dokunacak kırıntılar var
Geçmiş, surlanmış çeperlerimde göller biriktirir
Gönlüm artık ne çatıdan kerpişten bir ev arar
Arşın saadetine çakılacak bir çivi gibiyim
Seyirsiz bir gece,
Mehtabın mürekkeble boyandığı.
Soluk soluğa kalır adın sen bilmezsin,
İçinde bir lavın yandığı.
Düğüm düğüm ,
Kor karası bu ayrılık.
Üfledikçe kızıl, zamanla bitik.
Toprak üstünde, bir müddet kalıp,
Kalıptan kalıba koyulan biziz.
Ey vademin vedalı kuşları!
Bir mehtabın yüzü gözükür
Kuyu diplerinde
Bir de gün yüzüyle kararan yanı
Anlamış değilim karanlıklar mı aydın
Aydın olanlar mı karanlık bu dünyada
Köşe başlarında hıçkıran bir kadın
Ömrüm asalak zamanın ökçesinde
Bastı basacak toprak yaprak ve dal
İçinde kan et ve kemik ayakta
Vardı varacak şükrün en masum dilekçesiyle
Vur beni pastan kirden aynalar
Elimde ayağımda yaş
Gözünün bir çeperinden
Uslu bir yağmur gibi
Yanaklarında zevceden
Bir katredir ellerim
Yutkunursa şehrimin nadide çiçekleri
Su verenler az olur toprağına
Kumral derili ince dallarıyla
Savrulur pervasızca rüzgara
Bir sonbaharın arzusudur bu
Gelirken dökülür yapraklar
Yağmurlar kuru toprakları öper
Ve gözlerin o yağmurun eşidir
Gözlerin acıyı öperken ıslak
Bir dize şiir okurken yalnızlaşır
Yağmurlar düşerken düşkündür
Göğsümü dağlayan dünyaya
Kabuk bağlarken yoruldum
Çekildim gecenin alnacından
Çekindim insan kucağından




-
Yaşar Tandoğan Karabulat
Tüm YorumlarBaşarılar, sevgili kardeşim.