Bu hezeyan gövdemde çırpılan zamanı aldı
Kısık sesler de kesildi ardımdan
Kuşlar yakın uçar artık benliğime
Böcekler ilikler kefenli gömleğimi
Vakti geldi şafağın kızaran yüzüyle uyumaya
Vakti geldi yeni bir dünyaya uyanmaya
Boğuk bir kir ile kirlendi gözlerin
Sefaletin dizlerini yeryüzüyle birleştirdi
Acizliğin avuçlarında bir buse gibiydi
Gülümsedi beş vakit gökyüzüne
O gülüşler ile açılan kapılara tekmeler atıldı zamanla
Zamanla avuçlar çorak bir toprağın nadasıydı
Bir vedalı gibiyiz gözlerle
Kapalı kepenkler altında
Yeşili mavisi elası siyahı
Kalbin yavaş ritimleriyle
Kapamışız dünyaya hayatı
Uzaklar uzaklar!
Dağıtın bulanık göz yaşlarımı,
Kızıllığı tutmuş dağ yamaşlarının içine bırakın,
Ve ısıtın semaverde tutuşan derttaşımı.
Vakti değil,
Çekilip baharın gövdesinden.
Beyaz kristallerin,
Uykular kısık renkli lambalarda seğirir
Bu olur olmaz kaldırımları çalımlar ayaklarım
Sisli bir yağmurun arasında seni beklemenin
Bilirim bu dar zamanda vakti değil
Bütün vaktimi çeldin hayat
Şakaklarımda izler bıraktın geçilesi gözler
Ezgili bir besteydi sanki zaman
En damarından nameler çaldı ruhumu
İnceldiği yerden hayatımı koparacak kadar
Artık ayrı bir yolun yolcusuyuz
Vaktim yok inan!
Alkışlar çoktan çalınmıştır,
Satırlar kundaklanır kitaplarımdan.
Yerde kaygı, gökte umut,
Yeşersin de yağsın üzerimize bir bulut.
Unutalım bizden öte ne varsa,
Var olmuşken varlığımız,
Kendiliğinden mi oluyor bu doğa sandığınız.




-
Yaşar Tandoğan Karabulat
Tüm YorumlarBaşarılar, sevgili kardeşim.