Firakın dara çeker, hicran kuşatır seni
Çığlık düşürdüğün iz, aşkta yaşatır seni
Göçüp giden zamanın ardına düşen umut
Gönlüne otağ kurup biriktirir cüzlerin
Yanılgılar şehrinin göğüne çöken bulut
Bizim ele bahar gülmez, yaz gelmez
Nakşını kaybetmiş kilim perişan
Bizim elin dost vurgunu eksilmez
Hakkı savunacak dilim perişan
Nicedir bağrında analar ağlar
Kimsesizlik akarken gözlerinden
Yaslandığı duvar yakını olmuş
Öksüzlüğü bakarken gözlerinden
Nasipsiz başların saati dolmuş
“Kulak ver, sırrından ne söyler şair?
Ruhundan, ufuklar dolusu şiir
Acz ve fâkr içinde meydana giriş
Tevekkülle, bülend avaz diriliş.”
Güneşi tut, yola koyul, çıkalım düze
Mecalin kalmamış, yükünden; ağır
Aşka doğrulmaya derman gerektir
Tarumar olmuşsun leylan ki; sağır
Aşkla yoğrulmaya ferman gerektir
Hoş nazar eyledin, oldu bigane
Ah isimsiz geçmişim!
Şiirlerimle saf tutan
İçimde ki sevdamı avutan
İçinde kor tutan
Bazen korkutan dervişim
Hayatın yokuşları gönlüme damlar gibi
Beni taa derinden yakalar, vurur
Bir köşeye kıstırılmış zamanlar gibi
Hatıramla beni gölgeler durur
"Eskimeyen ben"
Bu aşkın bedeli, umut sancısı
Soylu yalnızlığın dinmez acısı
Sevgili! Gözlerin ızdırabımız
Ansızın başlayan inkılabımız
Bir kalem, bir kağıt, bütün sermayem
Hayatı okumak, var olan gayem
Isırgan gözlerin nazarı bitmez
Göklere yükselen hoş sada, payem.
Derme çatma bir köprüden geçerken
Adamlar gördüm
Ayaklarında su izi
Ellerimle ayıklarken adımlarını
Adamlar gördüm
Gönüllerinde sevda denizi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!