Yaylayı bürümüş garip dumanım
Göç yolunda turnam bitmiş dermanım
Töreler bağlamış vermez amanım
Ağlama sen bana el olan gelin!
Duvağında yaşlar sel olan gelin!
Feryadındır işittiğim ağıtlar
Derdini derdimin üstüne katlar
Gelmek mümkün olsa koşar gelirdim
Alıp getirmeye çırpınır atlar
Yüzünden beslenir ekinim bağım
Dostun eli uzar, karşılık bilmez
Yollarımdan dikenleri ayıklar
Asildir o, her tarlaya ekilmez
Gece gündüz adımızı sayıklar.
Hamd ederek gir kapından
Bırak nadan baka dursun
Vazgeçme eski yapından
Yansın içinde, kudursun.
Arıyorum seni çiçek edalım
Ağlıyorum gönül yokuşumda
Arıyorum seni ter yürürken tabanlarıma
Bakışlarında ceylan gezen
Gitme uzak diyarlara sevgili!
Acımı salma dağlara sevgili!
Hiç yaşanmamış bir sevda
Ve bir masal anlatır gibi
Yürüyüp gidiyorsun benden uzaklara
Yokluğunda kayboldum, sis bürür umutlarım
Deniz aşkımdan sarhoş, hırçındır bulutlarım
Kuşatılmış yüreğimden tüten; hüzün kokusu
Gönlüm ocağın yakan uzaklığın korkusu
Ey çocuk!
Mum alevinde eriyen yalnızlığımı seyre durdun
Dalmış bakarken hayallerime
Unutulmuşluğumu âleme duyurdun.
Ey derdi dağlar kadar görkemli güzel!
Ceylanlar gibi gezer durusun yamaçlarımda
Eskiyen yanımı yamarsın hep
Çıktığın yolundan dön gel.
Sokul bana, ey namaz!
Duamla yoğrulayım
Kokundan alayım haz
Yeniden doğrulayım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!