Bu arsız gidişin tevbesi yok mu?
Yok mudur sonsuza giden elçiler?
Bozulsun sükûtu şu gökyüzünün
Bunca gördüğümüz reva mı, hak mı?
Rahmet yağdıracak duâlar yok mu?
Irmaklar
Irmaklar, ırmaklar
Ah bu içimden koparak
Gözlerime dökülen ırmaklar
Soyun ölü toprağını üzerimden
Uzaklardan beliren ışıklar
Çare midir, bilmem, hastalığıma
Böyle midir, uzaklardan aşıklar
Ağladıklarını saysam ustalığıma
Sağanak zamanların en kabaran nehriyim
Giryesi coşkun akan yazgıların şehriyim
I-
Ruhuma damla damla cemre düşsün, ben de sen
Karanlığın korkusundan
Nöbetimde seni andım
Silahımın namlusundan
Hayaline dönüp baktım
Kalbime bağladım seni
Karanlık pervasız, yâri düşlerken
Yâd elinden gelip gönlümü bürür
Vuslat için aşk çölüne düşerken
Yüce yaradanım hâlimi görür
Yâr bahardır, kalbimin seyir yeri
Kalbinin ayağıyla yürümezsen
Kışa döner amelleriniz, güz yutar
Yağan derdini aşkla kürümezsen
Sabah, akşam hayalleriniz buz tutar.
Yıldızlarla ağlaşırım huzuruna al beni
Işıklarınla aydınlat, mahzeninden sal beni
Bu bir davettir sevgili, boynunu bükme garibin
Bahçesinde hüzün biter yaşını dökme garibin
Sessizlik yokluyor dizelerimi
Mısra mısra gelen aşka, deliyim
Kuşanır ırmaklar gözelerimi
Kahır denizimin yorgun yeliyim
Hayal bozkırımda yeşeren, sözüm
Kapılar
Kapılar, açılın yeniden, ardınıza kadar
Yol görünsün menzilime, kurulmuşken tuzaklar
Kapanmayın, arkanıza kümelenmiş hayat var
Beklerler ışığın sızmasını, hayli uzaklar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!