Menzilindeyim ey yar!
Gözlerin uzak diyar
Gönlüm derdine doyar
Son kez boşaltır mısın?
Şifa olsun ellerin
Merhumu tanır mısın? Ebediyen söylenecek söz
Azmin adı, ye'si korkutan adam, sebatın rengi,
Nasihati dindir sana, bağlı olan dilini çöz
Din ve vatan savunmasıdır o, hakikatin ahengi.
Mecnun'um ben, çöl utanır izimden
Leylâ Leylâ taşıdığım sancımsın
Gecelerimin koynunda aradığım
Dur durak bilmeyen yollarıma; hancımsın
Duygularım harman vurup, savurdum yele
Zeytin karası mı gözlerin; yoksa ela mı güzel?
Ellerinde hangi baharın izleri saklı durur?
Leyla'mısın? Mecnun'a çöl havası, yaprağın gazel
Aşk dökersin içime, gönlüm rüzgârında savrulur
Lisân-ı hâlin ki söylüyor, bu aşk ebet ve ezel
Masumane bir dokunuşla yüreğimiz kavrulur.
Avuç avuç celladıma sunduğum
Sen misin, kan kokan dertli coğrafyam?
Saçlarına konmuş kar taneleri
Perişan ve yorgun akmıyor dünyam
Dalgalara küsmüş, coşmuyor deniz
Açtım kapısını yorgun mabedin
Sanatkâr bir devrin yüzünü gördüm
Vardım huzuruna Ulu Ebedin
Taşlara kazınmış sözünü gördüm
Sevda pazarımdır, tartar ellerim
Yâr!
Gel ki mahzenim tenim üşütür
Hayatım, her şeyim sana â mâ de
Bil ki bu can sensiz olmaz âzâde
Gel ki şiirlerim benle görüştür.
Bakarken sana
Başım döner, mest olurum
Çağlarının ahenginde Side’nin
Gözlerin, tiyatral gösteri sunar
Mesrur olur seni görüp gidenin
Talihin, tarihinle birleşirsin
Toros’un bağrında şehirleşirsin
Gönüllere doğru nehirleşirsin
Manavgat
İsmail’ce Kurban Olmanın Adıdır: İlk Kurşun
Dokuz yüz on sekiz, on bir Aralık,
Küfrün ayak sesi duyulur oldu.
Dörtyol’um bürürken şerli karalık,
Dua ve niyazlar göklere doldu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!