Evimi alenen yeren birine,
Çaşıt değil ise, hain denmez mi?
Sırrımı ellere veren birine,
Çaşıt değil ise, hain denmez mi?
Kar diye başına yağınca dolu,
Bilmem var mı senin gibi,
Başka vefalı sevgili,
Kucaklarsın tüm herkesi,
Vatan sana canım feda.
Ramazan’ın hürmetine,
Açıldı Cennet kapısı…
Yaratan’ın himmetine,
Açıldı Cennet kapısı…
Uyma nefsin bühtanına,
MUSTAFA KEMAL DİYOR Kİ!
“Muhterem milletime tavsiyem odur ki, sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki ve vicdanındaki cevher-i asliyi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an vazgeçmesin! .. M. Kemal Atatürk”
CEVHER-İ ASLİ
Zamanlı zamansız öten kişinin,
(NOT: BU ŞİİRİM, İSYANKÂR OLAN HAİNLER İÇİNDİR...)
BENİMLE;
“Ülküde, inançta, tasada aynı,
Kaderde, kıvançta, yasta da aynı!
Beş vakit namazda olduğun zaman,
Kırk defa ismini tespih eylersin…
Vaktinde borcunu verdiğin zaman,
Kırk fatiha okur, tenzih eylersin!
On beş kez dilinle Sübhaneke’yi,
Kazanına koyduğun gelirmiş kaşığına,
Ne çileler çektirdin bu garip aşığına…
Ateşlerde yanarken bakmadın maşuğuna,
Aynı kazan kaynarken çırpınıp duracaksın…
Benim benzerim değil beterim olacaksın…
Her seher, her sabah bülbül ötüşür,
Kimi derdim dinler, kimi atışır.
Dikenler içinde gül de yetişir,
Beyaz gülüsünüz Cerrahpaşa’nın.
Hastaya şefkatle bakan o gözler,
Yanı başında durur hiç bitmeyen hazine,
Baba; rızkın kapısı, açmasını bilene!
Görmemesi imkânsız bakıverse özüne,
Baba; ırkın yapısı, bakmasını bilene!
Bilebilse insanlar yollarına bal döker,
Allah’ın selamı başım üstüne,
Gönülden gönüle girenler gelsin!
Bendeki ben değil, güven dostuna,
İnsanın sırrına erenler gelsin!
Beş parmağın beşi elbet bir değil,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!