Kudret ve azametin sahibini görmeyen,
Göz perdesi kapalı bakar körü neyleyim!
Nimet ve zarafetin hikmetine ermeyen,
Gözü, gönlü kapalı bakar körü neyleyim…
Mevla’m lütfetmemişse nasıl izah eyleyim?
Soyumun değeri soysuza kaldı!
Dolmuyor ki dolsun yerin Başbuğum!
Yurdumun kaderi boysuza kaldı!
Dolmuyor ki dolsun yerin Başbuğum,
Cennet mekân olsun yerin Başbuğum,
Ey oğul!
Kanaat bir hazinedir sana azı bilirsen,
Damlayarak deniz olur eğer razı gelirsen…
Günü gelir geri döner sen ki sözü bilirsen,
Sen, sen ol da el sözüyle, seda verme ha oğul!
Öyle hikmet var ki İlahî Hak’tan!
Kulların yorduğu fikir az gelir…
Öyle nimet ver ki ismiyle Haktan!
Dillerin döndüğü zikir az gelir…
Kalplerin yaptığı şükür az gelir…
Gönülden görmeyen ne bilsin beni,
Dostluğa uzanan, elim var benim…
Benzemez dilime kimsenin dili,
Hakk’a doğru dönen dilim var benim…
Beni bilmeyenler göremez farkı,
Kıyaslama asla, düşünme bile,
Emsalsizdir inan, benim mesleğim.
Arama boşuna, bulurum diye,
Benzeri bulunmaz, benim mesleğim.
Hedefi yalnızca ışıktır bana,
(NOT: BU ŞİİRİM, İSYANKÂR OLAN HAİNLER İÇİNDİR...)
BENİMLE;
“Ülküde, inançta, tasada aynı,
Kaderde, kıvançta, yasta da aynı!
Kazanına koyduğun gelirmiş kaşığına,
Ne çileler çektirdin bu garip aşığına…
Ateşlerde yanarken bakmadın maşuğuna,
Aynı kazan kaynarken çırpınıp duracaksın…
Benim benzerim değil beterim olacaksın…
Her seher, her sabah bülbül ötüşür,
Kimi derdim dinler, kimi atışır.
Dikenler içinde gül de yetişir,
Beyaz gülüsünüz Cerrahpaşa’nın.
Hastaya şefkatle bakan o gözler,
Beş vakit namazda olduğun zaman,
Kırk defa ismini tespih eylersin…
Vaktinde borcunu verdiğin zaman,
Kırk fatiha okur, tenzih eylersin!
On beş kez dilinle Sübhaneke’yi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!