Cahil ile dost olunmaz,
Sözün bilmez üzer seni…
Onun kitabı okunmaz,
İlim bilmez üzer seni…
Karşında varsa saygısız,
İşveren belirliyor programı, görevi,
Layığıyla yaparsın her aldığın ödevi!
Masum diye gösterme kan içici o devi,
Kan içmeye doyar mı? Kanar mı hiç imansız?
Onun işi sömürmek! Vazgeçmesi imkânsız!
İlk sözünde son karar,
Verir yeni yetmeler…
Her gün bir devlet kurar,
Bizim yeni yetmeler…(*)
Öbek, öbek bölünür,
Meclisin içinde köpek sürüsü,
Ürüyorlar işte, yoksa kör müsün?
Yurda yaymak için nifak virüsü,
Yürüyorlar işte, yoksa kör müsün?
Kendileri çalar, kendi ağırlar,
Eğer sen de; suçu yoktur diyorsan ki hırsızın,
Yüzüne tükürsem değmez, senin gibi arsızın!
İki koyun güdemezken çoban olmuş kavallı,
Kitabı tersten okuyan Çelik denen zavallı!
Beşikten mezara uzanan yolda,
Engeli, darlığı geçtin mi yolcu?
Hak tecellisiyle bezenen kulda,
İlahi varlığı seçtin mi yolcu?
Hakk’a güvendin mi geçerken yolu,
Dolanır divane görmez önünü,
Bir türlü yönünü bilemez kullar!
Kandiller yakarak göster yönünü,
Mihmansız yolunu bulamaz kullar! ..
Bir yol ki bu, şöyle inceden ince,
Özünde kendini bilen bir insan,
Kendini bilmezden yorum beklemez!
Varlığı özünde gören bir insan,
Haddini bilmezden yorum beklemez!
Geçmişte yaşanan olsa da acı
Melül, masum bakan surat,
Hem öldürür, hem güldürür.
Deh demeden koşan kırat,
Yüz güldürür, yüz güldürür.
Gönülden sunulan hürmet,
Esirgeyen, bağışlayan ey Rahman ve Rahim
Ey Ulu Allah’ım, nolur Ey Yüce Rabbim!
Senin adınla yanıp, atmıyorsa bu kalbim
Dönüp sana sormuyorsa, nolur yükleme bize!
Senden gelen şer olsa da çok şükür Rabbimize!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!