Mehmet Halil Şiirleri - Şair Mehmet Halil

Mehmet Halil



Avcı dedi ki ‘’TEOG’dan iyisi olmaz’’
Avlandık… Yenisi,
‘’TEOG’dan iyi olacak’’ dedi, Yılmaz
‘İnandık’

Devamını Oku
Mehmet Halil

Bir ramazanın ilk günleri, çalıştığım işyerinde (40 civarında büro elemanının çalıştığı bir işyeri) çaycıdan çay istedim. ‘’Abi herkes oruçlu, çay içen yok, iki-üç kişi var diye çay demlemedim’’ dedi. Ama tuvalette tütün kokusu var. Ayrıca, bazı arkadaşların, avuçlarında gizli gizli içtiği sigara da görmüştüm. İki üç gün işyeri dışında, her birini ayrı ayrı yakalayıp, ‘’ yahu gel işyerine gitmeden bir çay içelim, işyerinde oruç tutanlara karşı ayıp oluyor’’ dedim. Hiç itiraz eden olmadı.
Daha sonra, işyerinde çaycıya ‘’Ahmet efendi bu gün çaylar benden olacak çayı kaynat’2 dedim. Ahmet efendi gene, ‘’abi içen olmaz çay ziyan olur.’’ Deyince, ‘’içen olmasa bile 20 çay parası benden’’ dedim ve parayı peşin verdim. Çaylar demlendi geldi. Önüne çay gelen sağa sola baktı. Sonra bana baktılar. ‘’Oruçluyum!’’ dese ben biliyorum oruçlu olmadığını… İki üç kişi çayı alınca hepsi de çayları alıp içti…
Herkes hem kendini hem çevresini kandırıyordu. Kendini kandırmak başlı başına bir sorun…
***
Aynı iş yerinde ramazan ayında ‘’oruç tutuyoruz!’’ diye birbirini kandıran kişiler ne ise, bu gün de çevrelerinden çekinerek AKP’ye karşı olduğunu söylemekten korkanlar da aynısıdır. Hem kendini kandırıyorlar hem de çevresindekileri… Ama hepsi de cesaretle ‘’Ben bu saçmalıklara artık dayanamayacağım!’’ demiş olsa, istenmeyen adamdan kurtulmuş olacaklar. Yüzlerce insanın bir kişiden korkarak, o sandalyelerde milletin ahını almaktalar, işlenen suçlara ortak olmaktalar. Ama bir bir reisten memnun olmadığını söyleyenler bir gün hepsi birden bunu söyleyebilecek onur ve cesarete sahip olmaları halinde, tarihe bir kara leke olarak geçmekten kurtulmuş olurlar. Bu da hem kendileri hem de millet için hayırlı olur.

Devamını Oku
Mehmet Halil



Bütün duvarlar aynayla kaplanmış
Yaşlılar gelir mi oraya?
Adam amma da salakmış
Dikilmiş müşteri bekliyor kapıda…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Dersim dağları yanarken sessiz bakıyoruz…
Devlet mallarında payımız yok mu? Sessiz bakıyoruz…
Hayvancılık öldürülürken sessiz bakıyoruz…
Tarım öldürülürken sessiz bakıyoruz…
Hastaların ilaçları kesilirken sessiz bakıyoruz…
Fabrikalar bakılırken sessiz bakıyoruz…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Ne güzeldi çocukluğumuz
Okula giderdik aydınlanmaya
Yeşiller arasında olurdu oyunumuz
Alıştık dı beyaz yakalık ve kurdele takmaya

Bu alışkanlıklar yaktı bizi…

Devamını Oku
Mehmet Halil



Ekonomide ilk sıraları işgal ettik diye öğünmeyin beyler…
Biz işsizlikte ön sırada olmasaydık, ucuz işgücümüz olmazdı…
Ucuz işgücümüz olmasaydı, siz ekonomide önde olamazdınız…
Bizim diktatörlüğümüzü destekleyin, bizi eleştirmeyin…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Mafya dedinmi biraz duracaksın.
''Ya paran, ya canın!''
Ya boyun eğersiniz bana
Ya ortalığı boyarım kana
elime geçirmişim imkanları
doldurabildiğim kadar dolduracağım ambarı

Devamını Oku
Mehmet Halil



Dört milyonluk şehirdin beni sardı aşkın
Seni nerede görsem asıktı suratın
Beni çağırma İstanbul…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Para gibi olmak istiyorum ama
Para gibi kirletmek istemiyorum
para nasıl metalar arasındaki farklılıkları kaybediyorsa
bende farklılıkları kaybetmek istiyorum insanlar arasında
eşitlik istiyorum
farklılıkları silmek istiyorum…

Devamını Oku
Mehmet Halil


Ben sabahları 06-07 arasında duraktan otobüse bindiğimde 13 dakikada aldığım yolu, diğer mesai saatlerinde 45 dakikada alıyorum. Hatta bu bazı durumlarda daha da artıyor. Nedenini hepimiz biliyoruz. Yolun sağına ve soluna park eden araçlardan ulaşım hızı durma noktasına geliyor… Bu durumda, her birimizin günde en az bir saati çalınmış oluyor.
Zamanımız kim tarafından ve ne için çalınıyor?
Ulaşıma ayrılan yollar, otomobil sahibi olanlar tarafından işgal ediliyor. Belediyeler her binanın otopark için ayrılması gereken alanları belli oranlarda harç alarak, daire veya dükkan olarak inşaat üreticilerine bağışlıyor… Yani inşaat üreticileri ve belediyeler bizim yol ve ulaşım hakkımızı elimizden alıyor. Alıyor çünkü bizim sesimiz çıkmıyor. Müteahhitler ise daha fazla kazanmak için belediyelerin kapılarını aşındırıyor. Bu sistemde kimde para çok ise onun sesi işitiliyor.
Bizler yani her gün işe gelip giden yolcular ne yapıyor?
Günün yorgunluğu, sabahın mahmurluğu ve bir de buna ‘’amannnn sen de! ben mi onaracağım bu bozuk çarkı’’ mantığı ile kabuğumuza çekilmemiz…

Devamını Oku