Mehmet Halil Şiirleri - Şair Mehmet Halil

Mehmet Halil

Seçimden sonra yeni anayasa yapılacakmış
ağrıyan başımıza, ağrı kesici olacakmış
umut ayranımız kabardı seçim öncesi
oylar AKP'ye akacakmış...

hükümet kurulacak, yeminler edilecek

Devamını Oku
Mehmet Halil

Bir partinin en üst yöneticilerinden biri çıkıyor ‘’Toplu konut kredileri, tarım kredileri, araba kredileri almış, borçlanmış, istikrar istiyor…’’ diye sırıtarak açıklama yapıyor. Yani diyor ki borçluların eli bize mahkum. Ayrıca işsizler de işe girebilmek için AKP üyesi olmak zorunda. Çünkü AKP üyesi olmayanlar işe girme şansına sahip değil. Bu durumda AKP’ye oy verenler mi namussuz, onları balık gibi ağlarla çevirip, borçlarını ödeyebilmeleri için oy verme mecburiyetinde bırakanlar mı NAMUSSUZ? Borçlarla tehdit silahını, her seçimde kullanabilmek için halkı borçtan kurtarmamak için sürekli zam yapanlar mı Namussuz?
Kadına iş vermeyenler, gitsin evinde otursun diyenler, Kadın çalışmaz diyenler, Okula giden kızları ahlaksızlıkla suçlayanlar, hatta onları potansiyel orospu olarak görenler, Geçinemeyip kocasından ayrılınca evlerine kabul etmeyen zihniyetler, kocası, sevgilisi ve töreleri tarafından üç ayda 72 kadının ölümüne sebep olanlar mı, küçük yaşta zorla evlendirmeye kalkışanlar mı NAMUSSUZ yoksa işsiz ve çaresiz kalıp, çocuğunu doyurup büyütebilmek için erkeklerin ağına düşüp etini satanlar mı NAMUSSUZ?

Devamını Oku
Mehmet Halil

Sarhoş olmuşsunuz her gün içe içe
Yoksul insanlardan sıkılan şarapla…
‘’Gönül vermişsin bir köpeğin kıçına
Kıça değil, benzer artık gülüstana’’
Koklamak yetmiyor artık sana
Hararet yapmış tuzlu su gibi

Devamını Oku
Mehmet Halil

Kim kendinde bulabilir ki
Onun önüne dikilme cesaretini
Hedefe kilitlenmiş avawklar gibi ilerleyişi
kıpkızıl
Dörtlü sinyaller sanki yanıp sönen gözleri
Düştüğü yerde patlıyor ağzından çıkan sözleri

Devamını Oku
Mehmet Halil

Zamanın nefesini kesti,
Şu elektronik saatler
Nerede o hayat belirtisi,
Tik-tak, tik-tak diye, bizi uyaran sesler?
Mezarlık gibi sessiz şimdi,
Yaşadığımız meskenler

Devamını Oku
Mehmet Halil

Benim ilham kaynağım otobüsler… Ama bana yaratıcı bir ilham gelmez. Yaratılmış hazır benim ilhamlarım. Çeşme başında, kovalarına su dolduran genç kızlar gibi, ben de otobüslerde, defterimi doldururum hazır ilhamlardan… Ruhları çağıracak zaman bulamam, insanlardan, olaylardan…
Onun için katıksız olur yazdıklarım. Yazdıklarımı herkes bilir. Bilinenleri yazdığım için bu güne faydası olmaz… Belki gelecekte okuyanlar, bu günlere dair bilgiler edinmek için faydalanabilirler.

Otobüs durağı kalabalıktı. Kalabalık arttıkça yaşlıların da suratı asılıyordu. Yaşlılardan daha çok da yanındaki oğlu veya kızı daha da fazla üzülüyorlardı. ‘’Baba’’ dedi bir genç kadın, yanındaki yaşlı adama, şöyle öne doğru çıkalım da… derken yaşlı adam yüzüne baktı… ‘’Kalabalığı görmüyor musun’’ der gibi… yeter ki ezilmeyelim kızım… 80’lik adam ayakta kalmaya da razı idi. Yeter ki arada ezilmesin… çaresizlik en acı darbe… Yanında yaşlı ana babasını rahat ettiremeyenler, bunun acısını duyarlar. Bu konuşmaları duyan, elli yaşlarında bir adam, yaşlı adamı önüne aldı, ‘’korkma seni ezdirmeyiz’’ dedi. 514 uzaktan göründü. Kalabalıkta hareketlilik arttı. Trafik sıkıştığı için otobüs tabelanın çok gerisinde kaldı. Kalabalık otobüse doğru akınca, yaşlı adam yine gerilerde kaldı.
Hareket kabiliyeti yüksek olanlar, önden koşup boş koltuklara oturdular.

Devamını Oku
Mehmet Halil

Saçların yorganım olur,
Gözlerinden bakarım dünyaya
Nefesim hep seni solur
Ölürüm ciğerlerim boşalırsa…
***
Sevgi denilen, aklın yetmediği ülke

Devamını Oku
Mehmet Halil


Muassır medeniyetler seviyesine, yükseliyoruz dualar ile

Ne çok dua ediyoruz tanrıya
ekonomi istikrara kavuşsun diye
o da karşı koyamıyor duamıza

Devamını Oku
Mehmet Halil

Çarlar, imparatorlar, başbakanlar ve generaller iyi savaştıkları, kıydıkları vatandaş sayıları ile üne kavuşuyorlar… O ölçüde oy alıyorlar… Oyu para ile, korkutma ile alsalar bile yine o kıydıklarından alıyorlar… ‘’Kahramanları kahraman yapan korkaklardır! ’’ sözünü unutmayalım. Kasaplardan korkan koyunlar olmazsak, onlar da bu güce kavuşamazlar… Bizler de kurban olmayız. İki baş bir yastıkta kocamak için değil, kurtulmak için buluşsunlar… Geleceğe güzel bir miras bırakmak için düşünsünler… Her şey çocuklarınız için değil mi? Yalnız patik ve battaniye yeter mi? Daha fazlası için düşünün ve gerçekleştirin.
Biz sizden yedi düvelle savaşmanızı istemiyoruz on kişiye bir kişi düşüyor. Yeter ki bilincinde olun ve kurtulmayı isteyin.

Devamını Oku
Mehmet Halil

Küreselleşme adı altında hızlı bir süreç yaşıyoruz. Bu süreçte küçük esnaf, küçük sanayici yok olurken işsizlik artıyor. Yoksulluk artıyor. İnsanların hayat düzeyleri yükselecek yerde, hızla aşağıya doğru düşüyor. Belli bir hayat standardına alışan insanlar, bu süreçte yaşama düzeyleri düştükçe yeni hayat seviyesine ayak uydurmakta zorlanıyorlar… Kaybettikleri bu seviyeden dolayı, işin bilincine varamayacak durumda bilinçsiz olan insanlar aşağılık kompleksine kapılıyorlar. Bu sonuçların kaynağını, arka planını göremeyenler öfkesini en yakın ittifak kurabileceği insanlardan çıkarmaya çalışıyor. Böyle bir ortamda yoksullaşan insanların örgütlenme ve mücadele çabaları da karmaşık oluyor.
Zengin ve yoksul arasındaki bu farkın sürekli arttığı bir sistemde, yoksulların homojen bir yapısı ve buna bağlı olarak homojen bir düşünce tarzı olamaz… Bu değişim içinde kafaların altüst olması kaçınılmazdır. Böyle bir ortamda yapılması gereken, aynı şartlarda ezilenlerin kendi arasındaki farklılıkları görüp mücadelelerini kısırlaştırmak yerine, uzlaşması mümkün olan ezilenleri birleşip kendilerini ezenlere karşı ortak tavır almaları kendi çıkarları açısından zorunluluktur.
Yönetenler ve ezenler arasında, din, dil, ırk milliyet farkı gözetmeden kendi çıkarları için birleştiklerini görebiliyoruz. Onların kendi aralarında görmedikleri bu farklılıkları, sömürdükleri insanlar arasında sürekli kışkırtmaları niye? Çünkü onların çıkarları bizlerin bölünerek güçsüz düşmemiz ve onlara karşı mücadelemizin zayıf kalmasındadır. Yani onların gücü, güçlü olduğundan değil, bizlerin kendi aramızdaki kısır çekişmeler nedeniyle birleştirip gücümüzü gösteremememizden kaynaklanmaktadır.
Bunu göremeyip, Türklerin, Kürtlere düşmanlık beslemesi, Kürtlerin Türklere düşmanlı beslemesi, Alevilerin sunilere, sunilerin Alevilere düşmanlıkları tamamen bu egemen güçlerin suni ayırımından başka bir şey değildir. Bütün birlik ve bölünmeler çıkarlara göre değişmektedir. Yani bizlerin arasına konulan sınırlar çıkarcı çevrelerin oyunudur. Asıl ayrılık, ezenler ve ezilenler arasındadır. İş adamlarına, şirketlere bir bakın, banka yönetimine ve meclislere bir bakın, Kürdü, Türkü, Rumu, Ermenisi, hepsi bir arada güzel güzel geçinip gidiyorlar. Ama ezilenlere gelince bu ayrılıklar sürekli öne çıkarılır, sürekli bilenir ve bölünme ve kavgalara hazır hale getirilir. Çıkarlarına ters düşünce, bırakın bu farklılıkları, analarını, babalarını, kardeşlerini bile boğdurdukları örnekler tarihimizde doludur.
Bu gün de aynı topraklarda yaşayan köklü geleneklere sahip insanları birbirine boğduruyorlar. Yani sorun, din dil, ırk renk değil tamamen çıkar meselesidir… O halde cephemizi, din, dil, milliyet, mezhep, renkler üzerinden değil, çıkarlar açısından bakarak tayin etmek zorundayız. Mücadele yoksulların kendilerini boyunduruk altına alan zenginlere karşıdır.
Onlar çıkarları için savaşlar çıkarıp binlerce insanın ölümüne sebep olacaklar da yalan söylemeyecekler mi?

Devamını Oku