Mehmet Halil Şiirleri - Şair Mehmet Halil

Mehmet Halil




Doğuya, batıya, güneye, kuzeye,
Ne çok hedef değiştirdi reyis bu ara
Fiziken dik durup, manen baş eğe eğe

Devamını Oku
Mehmet Halil


İnsanlık tarihi, ama sözlü ama yazlı olarak, kuşaktan kuşağa deneylerini aktarma tarihiydi insanın insanı sömürmeye başlamasından önce. İnsanlar deneylerini aktardıkça, ardından gelen kuşaklar daha hızlı gelişmeye başladı. Ama insanların düşüncesi aynı değildi. Arzuları, istekleri, niyetleri farklı farklı… Kimi yalnız kendini düşündü, kimi bütün insanlığı. Kimi ‘’diğer canlılar benim için yaratılmış’’ benim için yaratılmış diyecek kadar egoist, hatta narsisti, kimi doğanın bir parçası olduğunun bilincindeydi. Egoistler her şeye sahip olmak için her yolu mübah görürken, ‘’doğanın bir parçasıyım ve doğadaki diğer canlılarla eşit haklara sahibim.’’ Diye düşünüp, düşündüğü gibi davranırken, diğer bencil insanlara da aynı esnekliği gösterdi. İşte bu iyi niyet kötü niyetlilerin niyetlerini gerçekleştirme fırsatı için bulunmaz bir nimetti… Böylece kendi paylarına, diğer insanların sırtından daha fazla çıkar elde ettiler ve diğer insanlardan daha fazla ve daha iyi yaşam şartlarını elde ettiler. Çıkarcı bir azınlık lehine bu iki toplum arasındaki fark zamanla büyüdü, büyüdükçe o azınlık daha da güçlendi güçlendikçe örgütlendi. Örgütlendikçe daha güçlü oldu ve daha fazla kazanç elde etmeye başladı… Bu gelişmelerin adına sanki insanlık namınaymış gibi, medeniyet, uygarlık gibi cazip isimlerle, meşruiyet kazandırdılar. İşte bu gün bu azınlık öyle güçlendi ki… Sömürülen ve yönetilenler arasından bazı kişileri gücü ve ekonomik imkanlarla kendi yanına alarak sömürüsünü onların elleriyle gerçekleştiriyor ve işin kötüsü de onları en çok ezilen ve sömürülenleri seçtiğine inandıracak bir seçim sistemi geliştiriliyor. Bu seçimle gelen temsilciler, belli ayrıcalıklar elde ederek, büyük çoğunluğun karşısına dikilip, onları karın tokluğuna hizmete zorluyor… Bu zorlama dönem dönem de diktatörlük faşizm şeklinde cereyan ediyor. Sömürü ağı öyle genişliyor ki, bütün dünyanın sermayedarları bir olup, dünyanın bütün kaynaklarını kendi çıkarlarına kullanıyor.
İşte her şey böyle apaçık ortadayken ‘’Bütün ülkelerin işçi ve emekçileri, yoksulları birleşmeleri’’ gerekirken, uyanık sermayedarlar, köleler uyanmasın diye, atalardan damıtılarak süzülüp gelen deneylerin kaynakları olan kitapları, yok sayıyor, okunmaması için ellerinden geleni yapıyor, ücretle kölelerin cahilliğini sürdürüyor. Kitap düşmanlığı, eğitimde zorbalık (paralı eğitim ve yanlış bilgi kaynakları) ile toplumun aydınlanmasının önünü tıkamaya başlıyor…
Sonuç öyle bir hale geliyor ki… Metozori günde 12 saat çalışmaya razı olan insan, kendi kurtuluşu için okumaya günde 1-2 saat bile ayırmıyor, ayıramıyor… Ve acı çekmeye devam ediyoruz… Sadece insanlar için değil, bizim cahilliğimizin acısını bütün canlılar da çekmek zorunda kalıyor.
Artık biraz kendimize gelmenin zamanı değil mi? Onurlu bir yaşam için başımızı kaldırmamız gerekmiyor mu? Dünyada dönen dolaplardan haberimiz olsaydı ve buna dur demek için örgütlenip haklarımızı arasaydık, bu kadar zor şartlara boyun eğmek zorunda kalır mıydık? Biraz düşünce ve biraz düşünceli davranış gösterecek kadar insanlığımız yok mu? Biraz düşünce lütfen. Başkası için değil kendimiz için!

Devamını Oku
Mehmet Halil


Ülkemiz ve en yakın komşularımız Ortadoğu ülkeleri baskı ve ateş altında… Demokrasi ve insan hakları askıya alınmış, her an ölümle burun buruna yaşamakta… Bu şartlar altında ürkek korkak çoğunluk kendini kurtarma çabasında… Demokrasi yanlılarının, bu düzene başkaldıranların bir kesimi de teorik olarak örgütlenme ve birlikte hareket etme bilinciyle palaz pantaraz örgütlenmiş ama bu örgütlere henüz su verilip çelikleştirilememiş… Bu keşmekeş içinde her gün en değerli ve mücadelenin önünde yer alan insanlarımız kurban edilmekte…
Bu durumda günümüz şartlarına bakınca daha önce önemsemediğim Çin daması geliyor gözüme… 1x2 cm boyundaki taşlar ardı sıra büyüyerek, 3-4 metre büyüklükteki taşlara kadar sıralanmış… En küçük taş yani 1x2 cm’lik taş yandakini devirince, yandaki öbür yandakini devire devire 4 metre boyundaki taşı deviriveriyor… İşte 1x2 cm boyundaki taşın zincirleme olarak 3x4 boyutundaki taşı devirmesi şaşırtıcı geliyor…
Bu günkü siyasi durum bu Çin damasına çok benziyor. En alttaki bireyler kendini korumak için mücadeleden uzak durdukça, küçük gruplar fazla riske girmekten korktukça, muhalefet partileri de çaresiz kalıyor, devletin gücünü elinde tutanlar da, bu zaafı çok iyi değerlendirerek, tüm toplumu esir almaya devam ediyor… İktidarda kalabilmek için en acımasız şekilde insanlara saldırıyor…
Geriye dönüp son 15 yılda bakacak olursak kaybettiklerimiz çok büyük boyutlarda…
• Eğitim ortaçağı örnek alacak şekilde temelden gericileşiyor

Devamını Oku
Mehmet Halil

Beştepe, beleşçi tepe
Huzur vermez kimseye
Kan emdi de ne kazandı
Nesli tükendi bitlerin de


Devamını Oku
Mehmet Halil



Bir zamanlar, Kardak sorununda
‘’Yetmiş milyon olalım da biz gösteririz onlara’’
Demişti, bir ’büyük’ adam
‘’16 Nisan’dan sonra gösteririz onlara’’ diyor

Devamını Oku
Mehmet Halil



Filin sırtındaki sinek
Kendini büyük görüce
Konuşur böbürlenerek.
Düşünemez ne olduğunu

Devamını Oku
Mehmet Halil



Aşığız ulaşamadığımız bilinmezlere
Tespih çekiyoruz kelimelerle
Hayran kalıyoruz biçime
Duygulara doyum sağlanıyor

Devamını Oku
Mehmet Halil

ÇALIP, ÖLDÜRÜP, TECAVÜZ EDİP, KENDİLERİNİ SARAYA, İKTİDARA ZİNCİRLEYEN TİRANLAR

Mitolojideki Zeus ve Promete öyküsü bu sistemi en iyi şekilde yansıtmaktadır. Yüreğinde sevgi ve hoşgörü olmayanlar, acımasız olanlar, diğer insanlar üzerinde egemenlik kurmuşlardır. Çünkü yüreğinde sevgi ve hoşgörü olanlar bir başkasını çıkarı için ezmek, zor duruma düşürmek istemezler. Başkalarından kendi payına çıkar sağlamayı düşünmezler. Karşılıksız kendilerinden vermeyi öğrenmişlerdir.
Bencil, hırslı, öfkeli kişiler ise kötülükleri ile diğer insanları korkutmuşlar onlar üstünde baskı kurarak onların güçlerini kendi yedeklerine almasını bilmişlerdir.
Krallar da, prometeler de, tarih boyunca nöbet değiştirerek bu sistemde var olmuşlardır. Kralların adı kısa surede unutulsa da Prometeler hafızalarımızdan silinmemiştir. Deniz, Hırant, Tahir Elçi, Fiğen Yüksekdağ, Selehattin Demirtaş boyun eğmeyen son örneklerimizdir…
Diktatörler ise onları kıskaca almadan haklarında konuşamazlar. Onlar susturulmak istenir. Kıskıvrak bağlanır, öyle hareket ederler.

Devamını Oku
Mehmet Halil



‘’Düşünen var mı?’’ diye öğrenmek istedim
Bir film festivali düzenledim.
Üç tercih sundum insanlara
Katılıyorum! Katılmıyorum! Düşünüyorum!

Devamını Oku
Mehmet Halil




Kinden, nefretten ve ölümden beslenenlerle
Dostluktan, sevgiden, barıştan beslenenler…
Kendi ve yakın çevresi için yönetime girenlerle,

Devamını Oku