’Osmanlı döneminde, devletin başa çıkamadığı bazı eşkıyaları nihayetinde Paşa yaparak sorunu çözemese de bir müddet ertelemesine yarayan bir uygulama vardır.’’ Psikeard’dan alıntı…
Osmanlının yükselme devrine mi denk gelir, yoksa çöküşüne mi? Yükselirken bu cüreti kim gösterebilir?
Osmanlı heveslisi reyisin partisinde de bu var… ‘’Bir konuşursam yer yerinden oynar.’’ ‘’Bir konuşursam parti batar.’’ Diyenlerden geçilmiyor… En ağır hakaretleri yapanlar en üst kademelere geliyor… Uygulanabilen Osmanlılık hayra alamet görünmüyor… Ocaklar sönüyor.
ABD’nin ve Rusya’nın son söz düellosundan sonra, sanki emperyalist ülkelerin gölgesiymiş gibi, bizim fesbook kalemşörlerimiz de savaşa başladı. Ne garip ki, en çok da sosyalizm bitti diyenler de –ne alakası varsa- dünyayı kana bulayan emperyalist ülkelerle değil de sosyalizmle savaşmaya devam ediyorlar. Son yüz yıldır çıkan savaşlara göz attığımızda, sosyalist sistem yıkılmadan önce dünyada bir denge vardı ve savaşlar bu kadar sık ve acımasız olamıyordu. O döneme daha çok -soğuk savaş dönemi – denilebilir.
Emperyalist ülkeler bu kadar acımasız ve saldırgan… Bu saldırganlık sonucu da dünyanın en zengin %20 ile en fakir %20 arasındaki uçurum belki 200 katına ulaşmışken, sosyalist ülkelerde En zengin %20 ile en fakir %20 arasındaki fark %7-8 civarında dolaşıyordu. Bu sosyalist ülkelerin istatistiklerine göre değil de OECD ülkelerinin bilgilerine dayanıyordu. İstatistikler adaletsizliği bu kadar açıkça gözler önüne serince artık bu tür sosyal istatistikler yayınlanmaz oldu.
Ama bu gün bilinen bir şey varsa, dünyanın %65’ini kontrol eden dünyanın 50 şirketi… Artık o hale geldi ki bu farkı görmek için istatistiklere bile gerek yok. Birileri başkalarının ülkesine girerken barış ve adaletten söz edebilir. Büyük çoğunluk da buna inanıyor, inanmayan bir kesim de çıkarları için inanmış gibi görünebiliyor.
Zayıfların güçlüler karşısında yapabileceği tek şey var. Bu çatışmalar arasında kendi çıkarlarını koruyabilmek için bu ülkeler arasında ince bir politika ile kendi varlığını korumaya çalışmak ve mümkünse bu çatışmalardan karlı çıkabilmek.
Bir hamal bulmuşlar tanrı deyi
Kaderi vurmuşlar sırtına dağıt deyi
Kader denilen o kazığa bağlamışlar bizi
Allah’tan başka,
Kimseden korkusu olmayanlar
Çakılıp kaldı sınır boylarında,
Demek ki Allah çıktı karşısına
Derin devleti var beynimizin de
İktidar bizde görünse bile,
Büyük ölçüde yular onun elinde
Biz kaportayız dış cephede.
Dışardan bakınca diğer meslekler daha kolay geliyor.
İşi olan işini beceremeyince, yeni başka iş kuruyor...
Neden hep başkasının malında ve işinde gözümüz?
En çok uçak bizim başkanın emrinde
En çok helikopter bizim başkanın emrinde,
En çok otomobil bizim başkanın emrinde,
En çok polis bizim başkanın emrinde,
En çok hakim bizim başkanın emrinde,
En çok vekil bizim başkanın emrinde,
Faşizde;
Acılar bize ganimetler onlara
Hamallık bize, yükümüz onlara
Açlık bize, müsrüflük onlara,
bizim kanımızdan oluşunca denizler de
onlar yüzerler güle eğlene...
Ha gayret reyis, ha gayret!
Saray kendi gölgesinden korkuyor
Gölgelere ne kurşun, ne pala işliyor
Onun için ki saray,




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.