İşçiler köylüler eskisi gibi değil
Elleri nasırlılar devri kapandı
Beyinleri nasırlılar devri açıldı
Nasır, açıyor doğayla aramızı
Aldanmak
Aldanmak fıtratımızda var, kimseyi suçlamayın!
Yalan söyleyenler de, sonra çiğneyerek sözlerini,
Çıkarıp alırlar içinden öfkelerini…
Sarhoşluğu vardır doğalla fıtrat arasında sıkışmanın
Vücudumuz olmasaydı
Ruhumuz nasıl tatmin ederdi arzularını?
Onun için demişler ki:
‘’Vücut ruhun kerhanesi’’
Ruhumuzu tatmin etmek için
Tanrı çamurdan yapmış bedeni
Dostoyevski bir toplantıda yüksek sesle okuduğu bir şiir nedeniyle Çar tarafından Sibirya’da hapse mahkum edilir. Hapis cezasını bitirdikten sonra anılarını kaleme aldığı “Ölüler Evinden Anılar” adlı kitabı yazar. Kitapta, hapishanedeki hayatından önce insanları tanıdığını sandığını ama yanıldığını burada anladığını belirtir. Yazar, “kara halk” olarak tanımladığı bu kitleyle karşılaştıktan sonra insanları çözümlemeye ve kendi iç dünyasının derinliklerine inmeye başlar.
Dostoyevski hapishanedeki bir köpeğin yanından geçen her mahkum tarafından tekmelendiğini gözlemler. Köpek mahkumlardan kaçmadığı gibi yanına bir mahkum yaklaştığında eğilerek tekmelenme pozisyonu almaktadır. Dostoyevski bir gün köpeğin yanına yaklaşıp başını okşar. Köpek şaşkın şaşkın ona bakarak hızla yanından uzaklaşır ve acı acı havlamaya başlar. O günden sonra köpek Dostoyevski’yi her gördüğünde ondan kaçar.
Ruhu köleleştirilmiş bu köpek bir sevgi açıdır. Bu durum insanlar için de geçerlidir. Hayatları boyunca haksızlığa ve kötü davranışlara uğramış sevgi açları iyi bir davranışla karşılaştıklarında nasıl davranacaklarını bilemezler. Bazen kötü davrandığınız insanlar size tapar, bazense iyi davrandıklarınız sizden nefret eder. Böyle insanların gözünde onları aşağılamanız onlar için bir beklentidir. Sizi gözlerinde yüceltirler. Eşit ve iyi davrandığınızda ise onların gözündeki değeriniz birdenbire düşer..."
Yeni yılı niye kutladık biz?
Gelen gideni aratırmış, bilmez miyiz?
Güle eğlene karşıladık sevgili gibi
Daha ilk günlerinde şok etti bizi
İçimize dalan Truva Atı’ymış
Aldı kaç yiğit insanı ilk haftada
Sarayda bir bölücü başı,
İŞİD en yakın arkadaşı,
Korkutmuş bürokratları,
Sıfırlamak bütün icraatı…
Hep ''Nur içinde yatsın!'' diyorlar. Duyuyorum.
bana haber bile vermiyorlar...
Şimdi, içimde kaç milyar cesat ver bilemiyorum
Dolar tırmandıkça yukarıya
Paçayı ateş sarıyor pazarda
Saray ve çevresi hoşnut;
Ellerinde oyuncak borsa
Banka hesapları dolarla
Onlar için düğün bayram
Sözüm, şikayet ederken
Günün yirmi dört saatinde
İsviçre saati gibi çalışıp da
Çözüm üretmeye gelince
Kılını kıpırdatmayanlara
Siz mutlusunuz işkencede
Madenciler nasıl indirdiyse kuru lokmaları,
Labirent gibi karanlık yollardan midelerine
Doyumsuz şu sömürü dünyasının patronları
Kuru bir lokma gibi indirirler bizi madenlere.
Kömür gerekiyormuş buhar makinelerine




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.