Top, tüfek, yıkım, işkence ve ölüm…
Harabeye çevirdiler güzelim vatanı
Bir halkın onurlu direnişini gördüm
Korkutamıyorlar, aşıldı korku duvarı…
Şef, altındaki sehpaya tekmeyi vurdu
Göt korkusu Allah korkusunu sollarsa,
Her seçimi kazanır devlet-ü-taala...
Gölgemle aslım arasında
Dağdan yansıyan sesle, sesimde
Aynadan yansıyan görüntümle
Gerçek görüntüm arasında
İnanıyorum fark olduğuna…
O halde
Belli bir enerjiye sahip nefretimiz ve hayranlığımız
Bu iki enerjiyi işimize geldiği gibi kullanırız
Tembelsek, nefretimiz gücümüzün yettiğine,
Dünyaya geldik, değişik şekillerde yaşayıp, sonunda ölüyoruz. Peki, nedir yaşarken bu kadar çırpınmamız? Çekilen acılar, yapılan savaşlar nedendir? Stuard Mill, ‘’Mutluluktan kasıt hazdır ve acının yokluğudur’’ der. İyi ama mutlu olabiliyor muyuz? Mutlu olamıyorsak neden olamıyoruz?
İnsanın yaşamdaki amacı çeşitlendirilse de, özü hayattan haz almaktır, diye özetlenir. İnsan güzel şeylerden haz alır. İstediği şekilde bir yaşam ve doğa yasalarına uygunluk, derinlikli bir güzellik… Yani güzelliğin ölçüsü olarak yaşamı, yaşamın da en yüksek biçimi olarak insan ve diğer tüm canlıların yaşamı ele alınır. Yaşam amaca uygun olmalıdır. Amaç, yaşamı sürekli güzelleştirmek zenginleştirmek, yaşam standardını yükseltmek… Eskiyi değiştirip geliştirmek ve gelecek kuşaklara daha güzel bir ortam bırakmak… Yani sürekli daha iyiye doğru bir tırmanış…
Mutluluk paylaşılabilir mi?
İnsan tek başına hayat sürebilir mi? İmkansız gibi… O halde yaşam standardının yükselmesi, toplumun da yaşam standardının yükselmesi demek, toplumun genelinin yaşamdan haz alması mutlu olması… İnsan etkinliği de buna göre, insanların iyi bir yaşam standardına cevap verecek şekilde örgütlenip dünyayı yeniden şekillendirmek, sürekli dünyayı değiştirip, daha güzele ulaşmak.
İnternetle beraber yaş günümle de tanıştım... Şimdi eski günleri daha çok arıyorum... Gençlik başka...
Bir çok arkadaşım yaş günümü kutlamış... Teşekkür ederim arkadaşlarıma... Güzel günler gelse de mutluluğu hep beraber yaşasak diyorum...
Bir de yaş günümle ilgili yaptığım karalamayı sunuyorum...
Saldır susuzluktan çatlayan dudaklara
Saldır sevgisizlikten çatlayan kıyılara
Saldır korkma!
Bir uçurum olsa da ikisi arasında
Yaşamak kavuşmaktır
Korkma saldır sevdiğine
Hangi hırsız gizlenmek istemez?
Hırsızı göstermeyin ey haberciler
Gerçekler çirkinse gösterilmez
Seçimlerde oy potansiyeli düşer.
Hafızalarımız zayıflamış kuru ekmekle
Devam ediyoruz hırsıza hizmete
Şimdiye kadar iktidara gelen bütün parti yöneticileri ‘’Yetimin hakkını yemem, yedirmem’’ diye söz vererek geldiler… Yukarıda Allah var, hiç biri yalan söylemedi. Yetim kime denir, anası babası olmayana… Onlar iktidara gelir gelmez kuşaklarını çözdüler ve baba oldular. Yetim bırakmadılar. Böylece baba olarak bütün varlıkların sahibi oldular. 17 Aralıkta babalar gibi çalıp oynadılar…
Küresel güç, başımıza tebelleş olmuş
Naylon giysiler gibi, naylon atamalar
Onların da işine kalite gelmiyormuş




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.