Bilirsiniz, insan üşütünce
ağzından ne girerse kıçından o çıkar...
Bizim medyada üşütük bence,
Büyük şef ne söylerse haber öyle çıkar.
kalafatsız, parayla tıkanıyor ağızlar...
bana itiraz ediyor bir başka düşünce:
Ey gençlik!
Birinci vazifeniz, bu dünyaya borçlu geldiniz, borçlu gitmeyiniz...
(alacaklı olsaydınız sizi kim ister, kim eğitirdi?)
Sizi eğitmek için, bu kadar yatırım yapılıyorsa boşuna değil.
Eğitiminiz sonunda, alacağınız diploma, sizin için bir fırlatma rampası olacak...
İnsan en uzağa sıçramak için, geriden koşarak gelir.
Peygamberlere (eski bakanlar) gökten(tanrıdan) vahiy yoluyla amirler geliyor,
Bu işe peygamberler bile şaşırıyor. Ne şans ki, profilleri deniz seviyesinden bir miktar yüksek de, hemen anlayıp uygulamaya geçiyorlar.
Duble W yasak olunca duble tt de yasaktır diye (oto sansür uygulayıp) tt kullanmıyorum…
Bütün aydınlar oto sansür uygulamada yarıştıkları için, bu yarışa ben de katıldım ki, aydın olarak tanınabileyim…
Büyüklerden alıyoruz en büyük dersi. Egolarımızı beslemek… Kendimizden başkasını düşünmemek.
Özelini düşünemeyen genelini düşünemez… Önce özelini düşün… Kendini düşün!
Genel işleri konuşmak, genel evlere gitmek gibi kötüdür, tehlikelidir, suçtur. Genel evlerden ve genel işlerden oraların patronları sorumludur. Para gelsin de nereden gelirse gelsin. Para toplumun ruhudur. Bütün ruhlar ölünce gökyüzüne uçar ve uçan bu ruhların toplamı tanrıyı oluşturur.
Bu kurallara uymayanlar çoğu zaman kötü bir şekilde ortadan kaybolur. Ne mezarı bulunur, ne de suçlusu…
Diyeceksiniz ki genelevlerin mimarı onlar değil mi? Elbette genel işlerin mimarı oldukları gibi… Öyle bile olsa, bu ökseye yakalanmak onların suçu değil, yakalananların suçudur.
Oyunu yönetmenler ve oyuncular oynar, diğerleri seyircidir. Seyirci olmadan oyunu oynamanın ne önemi var? Seyirciler de seyirci olduğunu bilsinler…
‘’Auschwitz’ten sonra şiir yazmak barbarlıktır:’’ demiş Theodor Adorno… Ama hala şiir yazılıyor.
Aynı düşünceyle;
‘’7 Haziran’dan sonra iyimser olmak barbarlıktır’’ diyebiliriz… Demeliyiz.
Sınırlı biolsa demokratik yoldan elde edemediği gücü, zorla elde etmek için, yakılan insanlar, yıkılan şehirler, tecavüzler, öldürülen kadınlar, öldürenlerin cezaları hafifletilirken, tehdit altındakilerin savunmasız bırakılması, hırsızlıklar, hırsızlar kutsanırken onları açığa çıkaranların cezalandırılması, halk iradesinin ayaklar altına alınması, seçilmişlerin hiçbir haklı sebebe dayanmadan tutuklanıp, yerlerine kayyum atanması, elinde palalarla yasal haklarını savunmaya çalışan halka karşı saldıran ve hiçbir ceza almadan (hatta ödüllendirilerek) sokaklarda dolaşması, çocuklarının güvenliği için tedirginlik içinde yaşayan milyonlar, eğitimin yok mertebesine indirilmesi, iş güvenliğinin ve emeklilik haklarının sıfırlanması, iş cinayetlerinde sorumlular yargılanmazken, ölen işçilerin ailelerinin mağdur edilmesi…
Daha bunun gibi saymakla bitmeyecek sorunlar … Kısıtlı demokrasinin bile yok edilerek KHK’lerle keyfi yönetilmekte olan bir ülke…
Devletin gücünü ele geçirip, o devletin temel taşı olan vatandaşların ezilerek sindirilmesi, korkutulması, baskıyla çıkar çevrelerinin işine geldiği gibi kullanılması…
İNSAN toplumumuzda öylesine önemsiz görülmekte ve bu öylesine içselleşmiş ki, kimse ne yaptığının ne söylediğinin farkında bile değil...
Her kazada ve her ölüm olayında TV veya basında, haberleri ve yorumları dinlerken dudaklarım uçukluyor.
Daha 18’inde gencecik ve güzeller güzeli bir kız sayın seyirciler...
Sayın sözü de basın kurallarına göre zorunluluktan kaynaklanmakta,
Görevlilerin içten söylediği bir şey değil, görev icabı...
İktidar dedik mi, iki çeşidi gelir akla
Kusursuz insan fabrikası kurmakla görevlendirmiş insanlar girer birinci sınıfa
Kusursuz insanlara örnek alırlar kendilerini
Kusurları düzeltecek yeni makinalar üretir
Kendilerine benzetmek isterler diğerlerini…
Ve makinalar boş kalmasın diye ‘kusurlu’ insanlar tüketilir…
Fıtratın kaynağını mı soruyorsunuz?
Metan gazını patlatan ateş
Tren kazasını yaptıran yağmur
Yağmuru yağdıran ve metan gazını,
Kaşıkçı kaşığını Kral’a uzatmamış
O anda Tanrının gazabına uğramış
Kaşıkçı buharlaşıp ortalıktan kaybolmuş
Anlaşılıyor ki, Tanrıyla Kral ortakmış…
Bitler bizim bitlerimiz kime ne?
Kanımızla besleriz seve seve
Onlar için en büyük emeğimiz
Sahip çıkarız emeğimize…




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.