Mehmet Halil Şiirleri - Şair Mehmet Halil

Mehmet Halil



Bir yuva kurarken insanlar
Geleneklerimizde kurban kesmek var
Başka canlının kanını ister huzur arayanlar.
Yaratılışta yamyamlık var.

Devamını Oku
Mehmet Halil

Ne güzel ifade değil mi?
Toplumu mühendisler örecek
Toplum malzeme
Malzeme mühendisin elinde…

Mühendislik belgesini kim verecek

Devamını Oku
Mehmet Halil

İki terörist var çarpışan
Biri iyileri katlediyor
Güçlü ve saldırgan…
Diğeri güçlülere karşı
Yaşama refleksi ağır bastığından…
Meşru müdafaa için silahlı

Devamını Oku
Mehmet Halil

İşyerinde misin? Arasındaki küçük farklılıklar için kıskanın birbirinizi, bütün gün tartışmanız aranızdaki kademe farkı olsun! Boşuna koymuyorlar bu farklılıkları… Biri ötekinden 100 lira fazla alır. Diğeri ona iş buyurur. Aynı okul mezunu da olabilirsiniz, ama, işverenin buna ihtiyacı var. Kavga edin birbirinizle, kavga etmezseniz nasıl idare edecekler sizi. Bir araya gelirseniz, işin gerçek yüzünü görürseniz kim durdurabilir sizi. Hayır olmaz! Burnunuzdan ilerisini görmeyin, birbiriniz arasındaki küçük farklılıklarla yiyin birbirinizi… Yiyin ki başınızdakiler rahatlasın.
Otobüste misiniz? Yaşlılar gençlerin gözüne baksın! Gençler roket gibi fırlayıp boş koltukları kapsın… Ama ha… Neden bir otobüs fazla çıkmıyor diye sormayın birbirinize… ‘’Bunlar da genç olacak, ne saygı kaldı ne terbiye’’, ‘’hepsi uyuma numarası yapıyor yer vermemek için’’ gözlerinizle gözlerini oyun… Sanki size verilmiş özel bir hak oturmak. Çünkü zamanında mücadele etmediniz. Buna karşılık bir aferin olarak oturmak resmen tanınmamış bir hakkınız… Sakın tepenizdekilere dil uzatmayın, Sıkışıp kaldığınız otobüste birbirinizi suçlayın, balık istifi sarılın birbirinize, ağız kokusu hoştur ter kokusu emeğin ürünü böyle yerlerde, bulaşıcı hastalıklar yayılacakmış ne önemi var… Bütün öfkenizi birbirinize kusup rahatlayın yeter.
Genç misiniz? Neyinize gerek sorgulamak, genç demek asker demek, asker oturmaz… Nasıl olsa hızlısınız, otobüse de erken binersiniz. Boş koltukları doldurursunuz. Sizde de mücadele isteği olmadığına göre ihtiyarladığınızda ayakta duracaksınız, kendi geleceğinizi yaşlıların o buruk suratında görerek, oturma hakkını şimdiden kullanın. İçinizden ‘’Moruk gözüme bakacağına gençliğinde mücadele etseydin, şimdi bu duruma düşmez hepimiz de rahat ederdik, görevini zamanında yapmadın, bize bir yığın borç bıraktınız, bir de utanmadan yer vermemizi bekliyorsunuz, şimdi cezanı çekin. Herkes layığını bulur’’ deyin… Ezilmişliğin acısını birbirinizden çıkarın. Üstünüzden bir şey istemeyin, onlar sizleri sınava tabi tutmak için varlar. Sizlerin sabrını deniyorlar. Hayatta hiçbir şeyde başarılı olamasanız bile sabır testinde sınavı kazanmakla iftihar edebilirsiniz. Birbirinizi kırın, ama yeter ki üstekilere dil uzatıp huzurlarını kaçırmayın… ‘’Her şeyi devletten beklemeyin! ’’ Siz de yardım edin!
Aman ha bireysek ve küçük çıkarlarınıza sıkı sıkıya sarılın. Sakın taviz vermeyin onlardan bu millet kum gibi kalabalık da olsa kum gibi üstünde durduğu zemine da yapışık… Birleşip bir beton olmaya niyetli değil… O betonluğu kişiliklerde arayın. Yani özel bazı kum tanelerinde… Kumdan olsun yaptığınız toplumsal inşaatlar… Bütün ülkelerin işçileri emekçileri bölünün, bölünün ki, başınızdaki kasaplar rahat etsin… Sizi boğazlarken onları terletmeyin…
İşçi veya toplum önderleri misiniz?
Bölüne bölüne çok başlı ejderha olursunuz, her başın ayrı yönlere doğru tırmandığı ejderha olduğu yerden uzaklara açılmaz, açılamaz yakın çevresi de korkudan yaklaşamaz, böylece müzelik olarak ilgi çekmekten başka işe de yaramaz. Gelişmeyen her şey bir gün cazibesini kaybeder, cazibesini kaybeden bir şeye artık nazar değmez… İşkence görerek, hapse girerek, kaçak hayatı sürerek yeteri kadar emek verdiniz bu topluma, rahatlayın. Değişim değeri olmayan, yani kimsenin pek işine yaramayacak üretimler gibi… Geride yenilgiden başka bir şey bırakamadığınız halde kendinizi kahraman gibi görmekte serbestsiniz. Asla nerede hata yaptık diye sorgulamayın geçmişinizi. Belki yanlışlarınızı görür de doğru bir iş yapmaya başlarsınız… Bu da üstekileri rahatsız eder. Aman onlar rahatsız olmasın… Kolay yönetsinler ve sizleri bunaldıklarında şamar oğlanı gibi kullansınlar… Yenen her sopa, parlayan yıldız gibi terfi ettirir sizi… Aşağılanmış sayılmazsınız… En zor şey insan kazanmak, insanla uğraşarak kaybedeceğiniz zamanın onda birini kullanmış olursunuz tutuklandığınızda…

Devamını Oku
Mehmet Halil

Sivillerin askerlere karşı darbe yaptığı
Kadınların karakollarda polislere dayak attığı
Farelerin kedileri kovaladığı…
Kürtçe bilmeyenlerin sınıfta kaldığı
Türkiye’nin IMF’ye kredi açtığı
Tilkinin tavşandan kaçtığı

Devamını Oku
Mehmet Halil

Devenin,
iğnenin gözünden geçişi,
Devleti,
hortumlayanların,
ceza evinden,
Yurt dışına kaçışı,

Devamını Oku
Mehmet Halil

Zekasına hayran olduğum adamlar
İnsanın dişine vermediği hakkı
Guşuna veriyorlar…
Az tüketecek yaşlıları
Çok üretecek çalışanları
Doğursun analar bol bol

Devamını Oku
Mehmet Halil

En zararlı yaklaşım biçimi zorbayı değil kurbanı sorgulayan yaklaşım biçimidir.
İnsan zaafları olan bir yaratıktır. Hepimizin zaafları vardır. Bu zaaflarımızı egemen güçler çok iyi kullanmaktadırlar.
Egemen güçler, diğer insanlardan çok akıllı olduğu için değil, çok iyi örgütlü oldukları için egemen olmuşlardır. Onların bu güçlü örgütlenmesi sömürmek istedikleri insanların zaaflarını keşfedecek bilim adamlarını yetiştirerek güç kazanmışlardır. Yani onları güçlü kılan bizim zaaflarımızdır.
Bu günkü yazımıza konu olacak bu zaaflarımızdan bir kaçına değinelim.
DAMGALAMA,
Bizde kara leke anlamında kullanılır. Kısacası, normal dışılık, tehlikeli olarak anlamlandırılır. Amaç bu olumsuz özelliklere sahip olanların dışlanmasıdır. Bu durum kimlikler arası çekişmelerde üstünlük sağlamak için kullanılır. Diğerlerini ötekileştirerek üstünlük sağlamak için...

Devamını Oku
Mehmet Halil

AKP'yi ve Tayyip Erdoğan'ı tebrik ederim. Türkiye'nin en önemli sorununu gündemden öyle bir çıkardı ki... Politikacı geçinenlerin çoğunu koyun sürüsü gibi peşine taktı. ''Kızlı Erkekli ev''ler gündeme gelmeseydi. Ya da başı örtülü, kıçı açık AKP vekilleri olmasaydı, Şu utanç duvarı için CHP ve Kılıçtaroğlu da bir şey söylemek zorunda kalacaktı. Konu gündeme oturacaktı. Ama hangi mihraktan çıktı ise (Erdoğan sık sık dış mihraklardan bahsediyordu) can kurtaran simidi gibi suni konular gündeme oturuverdi... Laf politikası şimdi en keskin solcuların bile silahı oldu. Utanç duvarı unutuluverdi. Şimdi gerçekten emekten ve sömürüden yana olanlara bir görev düşüyor. BÜTÜN İLLERDEN OTOBÜSLERLE AKIN AKIN O UTANÇ DUVARI DİBİNDE DİRENEN BELEDİYE BAŞKANINA DESTEK İÇİN YOLLARA DÖKÜLMEK. Bu da Kürtlerden çok, diğer kesimlere başta da Türklere düşmektedir. Umarım böyle bir girişimi ilk İZMİR'den başlatabiliriz.

Devamını Oku
Mehmet Halil

Ah analar! Ah analar! Cazgır analar
Sizin yüzünüzden bütün boşanmalar
Teflonlu doğuruyorsunuz çocukları
Birbirine bir türlü kaynaşmıyorlar.

Devamını Oku