Devletimiz, kendi kuyruğundan başlayıp, kendini yiyerek var olmaya çalışan, eşi emsali görülmemiş bir ilki denemektedir... 'Üstün zeka' her zaman iyidir, diye bir kural var mı?
Zifaf gecesini silahla kutlayanlar
Gebeliği ‘davul’a benzetiyorlar…
Bu hazineden şişirilmedi heyyyy!
Midesi çalışıp beyni çalışmayanlar.
Evlilik paylaşılan bir hayat değil mi?
Neden kadınlara bütün bu ayıplar?
Yeni bir millet yarat,
Arıtılmış, safkan,
Yeni bir sermaye yarat
Yağmalamaktan…
Ne tesadüf,
Tanrının gazabıyla
Kulların gazabı
Çakıştı bu yılın bu ayında...
Tanrının arzularıyla
Yılbaşından Noel’den bana ne?
Ben otuz dokuz lira zam almışım, onu kutlayacağım.
Ne meyhane, ne kumarhane, ne de kerhane
Oturup toprak klozetime…
O zammı layık görenin ağzına sıçacağım
Bütün sıkıntılarımdan kurtulacağım.
Namus da dayanmadı, yüksek enflasyona
Vatanımız namusumuzdur dediler,
Namusu nasıl parayla alıp sattılarsa,
‘’serbest piyasa ekonomisini! ’’ ilan ettiler
Sattılar vatanı da…
Sarhoş olmuşsunuz her gün içe içe
Yoksul insanlardan sıkılan şarapla…
‘’Gönül vermişsin bir köpeğin kıçına
Kıça değil, benzer artık gülüstana’’
Koklamak yetmiyor artık sana
Hararet yapmış tuzlu su gibi
Benim ilham kaynağım otobüsler… Ama bana yaratıcı bir ilham gelmez. Yaratılmış hazır benim ilhamlarım. Çeşme başında, kovalarına su dolduran genç kızlar gibi, ben de otobüslerde, defterimi doldururum hazır ilhamlardan… Ruhları çağıracak zaman bulamam, insanlardan, olaylardan…
Onun için katıksız olur yazdıklarım. Yazdıklarımı herkes bilir. Bilinenleri yazdığım için bu güne faydası olmaz… Belki gelecekte okuyanlar, bu günlere dair bilgiler edinmek için faydalanabilirler.
Otobüs durağı kalabalıktı. Kalabalık arttıkça yaşlıların da suratı asılıyordu. Yaşlılardan daha çok da yanındaki oğlu veya kızı daha da fazla üzülüyorlardı. ‘’Baba’’ dedi bir genç kadın, yanındaki yaşlı adama, şöyle öne doğru çıkalım da… derken yaşlı adam yüzüne baktı… ‘’Kalabalığı görmüyor musun’’ der gibi… yeter ki ezilmeyelim kızım… 80’lik adam ayakta kalmaya da razı idi. Yeter ki arada ezilmesin… çaresizlik en acı darbe… Yanında yaşlı ana babasını rahat ettiremeyenler, bunun acısını duyarlar. Bu konuşmaları duyan, elli yaşlarında bir adam, yaşlı adamı önüne aldı, ‘’korkma seni ezdirmeyiz’’ dedi. 514 uzaktan göründü. Kalabalıkta hareketlilik arttı. Trafik sıkıştığı için otobüs tabelanın çok gerisinde kaldı. Kalabalık otobüse doğru akınca, yaşlı adam yine gerilerde kaldı.
Hareket kabiliyeti yüksek olanlar, önden koşup boş koltuklara oturdular.
Kim kendinde bulabilir ki
Onun önüne dikilme cesaretini
Hedefe kilitlenmiş avawklar gibi ilerleyişi
kıpkızıl
Dörtlü sinyaller sanki yanıp sönen gözleri
Düştüğü yerde patlıyor ağzından çıkan sözleri
Zamanın nefesini kesti,
Şu elektronik saatler
Nerede o hayat belirtisi,
Tik-tak, tik-tak diye, bizi uyaran sesler?
Mezarlık gibi sessiz şimdi,
Yaşadığımız meskenler




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.