CİCERO: Yaşlılık adlı yapıtını 62 yaşında yazdı. Bir yıl sonra kafasının kılıçla kesileceğinden habersizdi. Roma İmparatorluğunun en ünlü kişilerinden biriydi. Konsüllük etmişti. Julius Caesar’ın diktatörlüğünden sonra bir köşeye çekilmiş, kedini edebiyat ve felsefeye vermişti. Caesar senotada hançerlendikten sonra yeniden siyasete kapıldı. Caesar’ı hançerleyenler sonucu alamadan kaçmışlardı. Meydan boş kalınca, Cicero, bu boşluktan yararlanmayı bilen Marcus Antenius’e karşı Caesar’ın yeğeni genç Octavius’ü tuttu. Antonius ile Octavius birleşince, kafası kesilerek cezalandırıldı.
Orhan Hançerlioğlu’nun ‘’Düşünce Tarihi’’nden
Beşibirlikten kurtulduk
Göreceliymiş kurtuluş
Beştepe’den vurulduk
Kitap aynı! Unutulmuş.
Ağızdan çıkan kitap olmuş…
‘’Atlar tepişirken, eşekler öne geçti’’
Diye… İşte buna derler;
Bütün suç yedi cücelerde…
Onlar
Aralarında bir santim için çekişirken
Profili bir metre fazla olan kazandı
Zekasına hayran olduğum adamlar
İnsanın dişine vermediği hakkı
Guşuna veriyorlar…
Az tüketecek yaşlıları
Çok üretecek çalışanları
Doğursun analar bol bol
En zararlı yaklaşım biçimi zorbayı değil kurbanı sorgulayan yaklaşım biçimidir.
İnsan zaafları olan bir yaratıktır. Hepimizin zaafları vardır. Bu zaaflarımızı egemen güçler çok iyi kullanmaktadırlar.
Egemen güçler, diğer insanlardan çok akıllı olduğu için değil, çok iyi örgütlü oldukları için egemen olmuşlardır. Onların bu güçlü örgütlenmesi sömürmek istedikleri insanların zaaflarını keşfedecek bilim adamlarını yetiştirerek güç kazanmışlardır. Yani onları güçlü kılan bizim zaaflarımızdır.
Bu günkü yazımıza konu olacak bu zaaflarımızdan bir kaçına değinelim.
DAMGALAMA,
Bizde kara leke anlamında kullanılır. Kısacası, normal dışılık, tehlikeli olarak anlamlandırılır. Amaç bu olumsuz özelliklere sahip olanların dışlanmasıdır. Bu durum kimlikler arası çekişmelerde üstünlük sağlamak için kullanılır. Diğerlerini ötekileştirerek üstünlük sağlamak için...
AKP'yi ve Tayyip Erdoğan'ı tebrik ederim. Türkiye'nin en önemli sorununu gündemden öyle bir çıkardı ki... Politikacı geçinenlerin çoğunu koyun sürüsü gibi peşine taktı. ''Kızlı Erkekli ev''ler gündeme gelmeseydi. Ya da başı örtülü, kıçı açık AKP vekilleri olmasaydı, Şu utanç duvarı için CHP ve Kılıçtaroğlu da bir şey söylemek zorunda kalacaktı. Konu gündeme oturacaktı. Ama hangi mihraktan çıktı ise (Erdoğan sık sık dış mihraklardan bahsediyordu) can kurtaran simidi gibi suni konular gündeme oturuverdi... Laf politikası şimdi en keskin solcuların bile silahı oldu. Utanç duvarı unutuluverdi. Şimdi gerçekten emekten ve sömürüden yana olanlara bir görev düşüyor. BÜTÜN İLLERDEN OTOBÜSLERLE AKIN AKIN O UTANÇ DUVARI DİBİNDE DİRENEN BELEDİYE BAŞKANINA DESTEK İÇİN YOLLARA DÖKÜLMEK. Bu da Kürtlerden çok, diğer kesimlere başta da Türklere düşmektedir. Umarım böyle bir girişimi ilk İZMİR'den başlatabiliriz.
Ah analar! Ah analar! Cazgır analar
Sizin yüzünüzden bütün boşanmalar
Teflonlu doğuruyorsunuz çocukları
Birbirine bir türlü kaynaşmıyorlar.
Yollar dar, trafik tıkalı
Yirmi dakikalık yolu
Bir saatte alıyor insanlar
İsyanda geç kalıp işten atılanlar,
Ocakta tenceresi yananlar…
Çağın mucizesi devrede
Tecavüz tekbir sesiyle
Öldürme tekbir sesiyle
Hırsızlık tekbir sesiyle
Darbeler tekbirle…
Böylece:
Kapitalizmin çürümüşlüğü her alanda kendini gösteriyor. Ekonomi alt-üst, eğitim öyle, ahlak sıfırlanmış... Her kötülüğe bir mazeret uydurmak için yalanın bini bir para... Son on altı yılda sanki istikrar varmış gibi, seçim sloganlarını ''İstikrar'' üzerine yoğunlaştıran politikacılar da var. Politikacılar derken politikayı da iyice karalamış oluyorum ki, bu benim suçum değil, politikayı bu hale sokanların suçu... Neyin istikrarı diye düşününce açlık, işsizlik, zam, iş cinayetleri, parça parça satılan ülkeden başka ne geliyor akla? Demek ki bu yolda istikrarlı olacaklarını söylüyorlar.
Bu kötü gidişte, işçiler ve emekçiler de hemen hemen ellerinden alınan bütün haklarından sonra, seçimi bir parça da olsa kendi lehine çevirebilme çabasındalar...
Yangından sonra geriye kalanları kurtarma peşinde olan ev halkı gibi, emeği savunan ya da emeği savunuyormuş gibi görünen partiler, son döküntüleri kurtarmak için çareler aramakta...
Açıktan açığa emeğe saldıranlar bir cephe oluştururken, buna karşı mevzilerini korumaya çalışan kesimler de var. Her işte bir iş sırası ve bazı ilkeler olur ama, yangın söz konusu olunca insanın bilinç altı devreye girer ve hemen ilk akla gelene yönlendirir insanı... Tabi sonunda ana eksen kaçar ve yenilgi kaçınılmaz olur. Bu nedenle, haramiler baskını ilke olarak kabul etmişler... Her seçim bir baskın seçim olmaya başlamış... Demokrasi adına baskın uygulanmaya başlamış...




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.